Ana Sayfa

  • Blog Türkiye’de açıldı

    Bu kadar önemli iş olup biterken bu önemsiz ayrıntıya fazla laf harcamayacağım. Ama kısaca bilgi vereyim. 5 ay kadar yanlışlıkla Türkiye’de bu bloga erişim engeli vardı. Bin kadar yazıda bir tanesi-  ki onu da 2015  yılında Hürriyet baskını ile ilgili yazmıştım- sakıncalı görülmüş. Mahkeme emri ile tüm site Türkiye’de erişime engellenmiş. Mahkemeye başvurmamız fayda etmedi. Av Hilal Elbüken ve Murat Fatih Ülkü Anayasa mahkemesine de başvurdular.  (Üç yılda neticelenirmiş)  Şikayetçi kişi ile temas kuruldu. Eski AKP gençlik kolu başkanı imiş. Hakkında çıkan yazılara engel koydurtmuş. Sadece Basın toplantısına katılmış baskın ile ilgisi yok imiş. Biz o yazıyı kaldırdık ve tüm siteye engel konulmasının haksızlık olduğunu WordPress’e anlattık. Şikayetçinin avukatı da zaten tek yazıya engel konulması gerekirken tüm siteye engel konulmasının bir hata olduğunu kabul etmişti iki ay kadar önce. 

    Neyse Engel kalktı isteyen eski bilinç vs hakkındaki yazıları Türkiye’den de okuyabilir artık. Emeği geçenlere  tekrar tekrar teşekkürlerim. Sadettin Atığ kardeşimi andım bu arada tekrar. Kendisini geçen yıl kaybettik. Bana ¨yazma ağabey vallahi içeri atarlar kimliğini sorana kadar altı ay geçer¨ demişti. Bu hikaye de bitti  umarım.  Bu arada çıkan yazıların bir kısmını yükledim bir kısmını da yüklemedim. O yazılar da  istenirse Gozlem Gazetesi Mahmut Tolon diye aranırsa bulunabilir Mutlu bir 2023 dileklerimle!

  •  Türkçe ve Almanca deyimler. Alışverişte..

    Almanlar bizden balık baştan kokar ve it ürür kervan yürür deyimlerini benimsediler. Gelin biz de onlardan  alalım:

    1. Rende yapılan yerde yonga düşer. Uzun lafa gerek yok kendi kendisini anlatan bir deyim. 
    1. Davarı sahibinin gözü semirtir. Yani hayvana bakan insandır. Yan gözle bakmak veya iğreti bakmak değil, gerçekten bakmak. Hayvanın gereksinimini karşılamak.  Eve de sahibi bakar mala da. Kiracı örneğin bakmaz.
    2. Aptallık ve gurur aynı odundan yontulur : Herhangi bir Alman dostunuza  Dummheit und Stolz kelimelerini söyleyin deyimin sonunu getirecektir. Gerçekten de gurur veya kibir sonunda aptallığa gelir dayanır.

    Ekşi sözlükte:  ¨​​​turkuvaz turkolog¨isimli kullanıcı 14.01.2021 tarihinde şunları yazmış: 

     ¨gurur; insanın kendini yeterli görmesinden dolayı, başka kişilerden bir şeyler öğrenmeye ve feyizlenmeye kapalı olma halidir. yani insan, ben kendi kendime yeterim, başkalardan bir şey almaya muhtaç değilim diyerek manen dalalete sapar.

    kibir: büyüklük taslamak, kendisini, başkalarından üstün olmadığı hâlde üstün görme ve tutma hastalığıdır.

    kısacası gurur insanın kendine güvenmesi iken kibir diğer insanlardan kendini büyük ve üstün görme hastalığıdır ki, kibir gururun doğal bir uzantısı ve neticesidir denilebilir.¨

     Onur’a gelince, Almanca ve İngilizce’de dürüst olmaktan türetilen bir kelime.  Onur hayvanlarda da var, gurur ve kibir gibi, ta ki olmayana kadar. Anında değişebilir. Bir insan çıkarını görünce anında satabilir ve mutlu mesut yoluna devam eder!  Bu da yapay zeka ile canlı zeka arasındaki fark. Yani özet  olarak Arşimedin ¨bana bir dayanak ver dünyayı oynatayım¨sözü. 

    Belki Aptallık ve gurur  ayni odundan yontulur deyimini gururun kibir ile ve netice itibariyle onur ile akrabalığını unutmadan dağarcığımıza almakta fayda olur. Basit bir çıkar çatışması. Hatayı kabullenme kabullenememe olayı.   Karşı tarafı anlama çabasından ortaya çıkan düşünceler. Düşünmezsen iş çığrından çıkar.  Karşı tarafın gidişatını görsen de yardımcı olamıyorsun. Anlatsan dinlemez çünkü daha iyisini bilir. Oraya buraya takılıp hatalar yapacak. Aklıma bambaşka bir deyim geliyor: 

    1. Daha akıllı olan geri adım atar. Der klügere gibt nach! İşleri büyütmeden halletmek en iyisi. İlahi adalet uzlaşmak. Hep daha iyi.!

    Düz ve tek doğru yok. Geçen gün tekrar duyduğum bilinen hikayeyi hep paylaşmakta fayda var. Adam oğlu ve eşeği ile  kasabadan köyüne gidiyor. İkisi de eşeğe binmiş. Yoldan geçen biri    ikiniz de eşeğe binmişsiniz hayvana yazık değil mi? der.  Adam hak verir eşekten iner. Yanısıra yürürken geçen başka birisi:    Çocuk eşeğe binmiş, sen yürüyorsun öyle alıştırma! deyince adam eşeğe biner, çocuk yanı sıra  yürümeye başlar. Bu sefer başka birisi: ¨Ayıp, sen rahatça eşeğin üstünde giderken zavallı çocuğu yürütüyorsun!¨der. İkisi de eşeğin yanı sıra yürüyerek yollarına devam ederler.  Karşıdan gelen başka biri bu sefer. Ne kadar aptalsın be adam çocuk ve sen yürüyorsunuz eşeğe binmeyecekseniz neden yanınıza aldınız?   

    Ayol insancıllığın çiçek açması olarak çocuk ve adam eşeği sırtlamadan yazıyı bitirmekte fayda var.

  • İnsanın Tarihi değişiyor EZ YZ

    Site 2015 deki Hürriyet Baskını yazısı engellenecekken yanlışlıkla hepten engellenmiş. Bir yandan uzlaşma çabası sürüyor bir yandan da anayasa mahkemesi safhası. Hayırlısı Bu yazı Gözlem’de yayınlandı linki ekte.

    Unknown

    İnsanın evrimi  EZ – YZ, Dönence!

    Son derece heyecanlı bir süreç yaşıyoruz.  Okyanusun ortasında Azor adalarında Tunç çağına ait bulgular ortaya çıkıyor.

    Bir tek kafatası bulunan Hindistan kıtasında taş baltaların, ok uçlarının evrilmesi göz önüne alınca belki de türümüzün oradaki gelişiminin önemi  ortaya çıkıyor.

    Yukarıdaki cümleyi izninizle biraz açayım.  Neden heyecanlandığımı da paylaşayım, belki bu heyecan ve coşku birkaç gence de bulaşır. Taş yüzbinlerce yıl kalıyor. Kemiğin bulunması çok daha nadir bir olay, bir şekilde havadan sudan korunmaz ise mikroplar eritiyorlar. Taş kalıyor ve ok uçları, kesici aletler dedelerimizin dedelerinin birkaç yüz bin sene önce yaptıkları  hakkında bize bilgi aktarıyor. 

    Altay dağlarındaki  bir mağarada bulunan bir parmak kemiği parçasından çıkarılan DNA sayesinde 2010’dan itibaren akrabamız Denisova türünü öğreniyoruz. 1500 kadar kemik parçası tüm dünyada bulunmuşken Afrika’daki  Rising star mağaralarında 2013 yılından beri  1500 kadar kemik parçası  bulunuyor (homo naledi) ve türümüz hakkında önemli bilgiler ediniyoruz. 

    Türümüzün gelişmesini tam bu dönence (Zeitwende) zamanında bir yandan DNA analizi (bir saat gibi türümüzün gelişmesini bize gösteriyor) bir yandan taş devri bulguları ve diğer yandan bulunan kemik parçalarının analizi ile giderek daha iyi kavrıyoruz. 2022 Nobel ödülü bu çalışmalara veriliyor. 

    Artık taş devri arkeologları, antropologlar, laboratuvarda DNA analizi yapanlar, bir zamanki coğrafyayı, iklimi anlamamıza yardımcı olan jeologlar,  paleontologlar ve diğer bilim insanları el ele veriyorlar ve giderek daha iyi kavrıyoruz olan biteni. El ele verme tabirini öyle uyum olarak anlamayın, kavga döğüş  olarak da düşünebilirsiniz.

     Tam bir dönence!  Küresel ısınma ve tavrımız, her şeyi alt üst eden göçler. Para piyasalarındaki deprem.  Yirmi yıl sonra dünya çok farklı olacak. Hasıraltından su götürmeye çalışan Federal reserve  ve diğer dünya Merkez bankaları çalışanları ekmeklerinin epey bir kısmını kripto paralara kaptıracaklar. Ve daha namuslu ve düzgün çalışır hale gelecekler.   İnsanın evrimini epey daha iyi anlayacağız.  Birkaç mağara ve bulgu daha bize yepyeni bulgular getirecek. 

    Artık benim için de yavaştan vasiyetname yazma çağı geliyor, üç  termenni yazayım buraya:

    Birincisi: Urla İnkaya  veya Kocadağ  mağarasını kazarlar inşallah yakında, orada bulunacak birkaç Neanderthal vs türü kemik bize epey ışık tutabilir. Civarında yeter taş devri artefaktı bulduk.  Mağara girişinin güvenceye alınması şart. Sterkfontein mağaraları gibi kanımca yüz ton dan fazla erozyon toprağı dolmuş. Altında bakir bulgulara rastlanması olası. Birkaç kemik veya bir kafatası türümüz hakkındaki bilgiye epey katkı olabilir.    Haddimce  maddi manevi destek benden. Elif Koparal ve Yusuf Albayrak isimleri  akla geliyor.

    İkincisi: Allah rızası için artık bırakın şu İsa’dan önce, milattan önce veya sonra demeyi. İsa zaten 0 yılında değil bilimsel çalışmalara göre 4 yılında doğdu ve zaten sıfır yılı diye bir şey yok! Evvel zaman EZ ve Yeni zaman YZ diyelim hep birlikte. Bilim insanları  dünyada BCE  Before Common Era ve CE Common Era diyorlar. Bunu yıllardır yazıyorum. 

    Tunç devri, taş devri paleolitik, mesopalelithic falan  tabirlerini de basitleştirme zamanı gelmedi mi?  Taş devri 2.6 Milyon yıl öncesine kadar dayanıyor. Mesopalelitik çağ ise EZ 300-200 binden 45 bin yıl öncesine kadar kabaca. Uzmanlar da kısmen birbirleri ile hemfikir değil. Yeni taş devri Göbeklitepe zamanına yani on-on iki bin yıl öncesine kadar kabaca. Tunç devri deyince EZ 3000-EZ 1000 kastediyoruz. 

    Üçüncüsü:     Tüm bu yazdıklarımı anlamak için evrim bilim, ki doğanın anayasası, algılamak ve içselleştirmek gerek. Türkiye’deki ilk evrim farkındalık araştırmasında 2008 yılında  Güner ve Kurt ile birlikte  % 25 civarında bir evrim kabulünü Dokuz Eylül   Tıp ve Fen Edebiyat Fakülteleri  öğrenci, hoca ve çalışanları arasında saptayıp yayınladık. Kayda değer bir bulgu, kadınlarda erkeklerden daha fazla evrim kabulü olması idi. 

    Öğretim görevlileri arasında evrim kabulü neredeyse % 60 idi. Personel arasında % 16! Bunlar birçok Afrika ülkesi ile boy ölçüşebilen üzücü neticeler. ODTÜ de  bizden bir yıl sonra yapılan araştırmada benzer neticeler bulundu. Şimdi artık genç Moleküler Biyoloji öğrencileri  olan arkadaşlarım bu araştırmayı 2023 yılında  İYTE de tekrar ederler umarım. Bakalım yönetim seçim öncesi bu araştırmaya yeşil ışık yakar mı, yoksa seçim neticesini mi bekler?

    Emin olun bir toplumun refah seviyesini, mutluluk düzeyini, eğitim seviyesini ölçmek  için evrim kabulü oranı,  gayrisafi milli gelir  veya zengin fakir oranı kadar hayati. 

    Sadece bulmak, anlamak  ve  bilmek mühim değil!  Anlaşabilmek, anlatabilmek, aktarabilmek de  en az bilmek kadar önemli. 

    ****

    Neandertal İnsanı 

    İsmini Almanya’daki ilk buluntuların olduğu Neandertal vadisinden alır. Orada çok güzel bir müzesi var. Günümüzden yaklaşık  (?)600.000 (?) 300.000 yıl ile 25.000 yıl öncesine kadar yaşamış bir insan türü. Bugünkü İnsanların çoğunda değişen oranlarda neandertal geni bulunmakta. Yani bizim atalarımızdan. Komşu ülkelerde ışık tutucu izleri vardır, bizde de Karain mağarasında birkaç diş ve kemik bulunmuştur. Küçük bir müze vardır.   Çok güzel bir doğada, Toroslardaki Karain mağarasında bir kafatası bulunduğu ama bu kafatasının Ankara’da 70 yıl kadar önce laboratuvarda kaybolduğu rivayet edilir.  Ege’de taş yontuları ile Neandertal  izleri vardır. Anadolu’da beklenen bu konuda tüm dünyada ses getirecek bulgular bugüne kadar elde edilemedi. Almanya, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan veya İsrael’de olduğu  gibi tanıtılamadı.

    Homo Erectus

    Yaklaşık 2 milyon yıl önce ortaya çıkan atamız yüz bin yıl önce soyunun tükendiği kabul ediliyor. Son bulgular Java adasından. Anadolu’da da homo erectus  bulundu.  Gürcistan’da bulunan kafatasları Dimnisi’de   güzel bir müzede sergileniyor. 

    Homo Naledi 

    Afrika’daki Rising star mağarasında  2013 den beri, önce 15 farklı bireyin bir arada bulunması ile başlayan macera. Nisbeten küçük beyin, beyin yapısı son ortak homo atasından mı yoksa ikincil mi daha bilinmiyor.  Türümüz hakkında en çok kemik bulunan yer.200-335 bin yıl önce yaşamış bu yakın akrabamız veya kısmen atamız.

    Denizova İnsanı 

    Altaylar’daki Denizova mağarasında 2010 yılından beri bir serçe parmağı orta kemikçiği parçası ve iki azı dişi bulundu. Ayni mağarada Neandertal kemiği de bulundu. Yaklaşık 40.000 yıl önce yaşadığı tahmin edilen bir tür. 

    Homo sapiens 

    Tek yaşayan hominid  türü,  kendine ¨bilge insan¨diyen ve dünyayı yok oluşa itelediği için zeka ve bilgeliğinden haklı olarak şüphelenmemiz gereken istilacı tür. Tek bir hattan gelmiyor ve giderek anlıyoruz ki daha da bulunacaklar ile birlikte birçok türün karışımı . Antropolojik genel kabule göre en fazla (?)300.000 yıldır ortada, son karışımlarla bu hali alması ise en fazla yüz bin senelik –(?40bin) bir geçmişi işaret edebilir. Yani biz tek bir hattan oluşmadık, çalı gibi bir çok hattan genetik bilgi alarak biz olduk. Ayrıca da gelişmekteyiz. Homo Florensis gibi başka atalarımız (?) Akrabalarımız da var.   Uzmanların tartışmaları ve yeni bulgular ile önümüzdeki yirmi yıl içinde daha net bir resmin ortaya çıkacağını varsaymak ise doğru olur. 2022 Nobel ödülü   Svante Pääbo ya tam bu konudaki DNA araştırmaları için verildi. 

    Leave a Reply

    Fill in your details below or click an icon to log in:

    WordPress.com Logo

    You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

    Twitter picture

    You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

    Facebook photo

    You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

    Connecting to %s

  • Dolandırıcılık ve Devlet

    Bazı markaları veya alışveriş sitelerini tercih etme sebebi müşteri memnuniyeti. Dolandırıcılık olaylarında  da ¨müşteri memnuniyeti¨ var mı? Keşke olsa. Elektrik arızaya başvurunca bile  işiniz halloldu diye bir sms alıyorsunuz. 

    Dolandırıcılık olaylarını çevremizde duyuyoruz, kısmen şahit oluyoruz. Sanki çok sıklaştı. 

    Bir dostumun bütün biriki beş altı ay süren ¨müşteri memnuniyeti¨sonunda elinden uçtu gitti. Yalnız yaşıyor 75 yaşında. Bahçede iki evi var biri kiralık birinde kendi oturuyor. Kiracısı bir genç çift,  kadın  komşumun her işine koşar oldu. Bir zaman sonra kiracısı kendi birikimini usdolar bazında yada yuzde iki faizle değerlendirdiğini söyleyince bu komşum da denemek istedi. Önce sadece beş bin dolar  için yapabileceğini söyledi kiracısı  sonra on bin. Bir kaç ay düzenli faiz ödemeleri. Sonra tüm birikimi ve uçtu uçtu kuş uçtu.

    Başka türleri var yakınen şahit olduğum. Değerli bir arsanız var. Satılık değil.  Aniden birisi sizi arıyor ve değerinin yarı fiyatına arsayı bir emlakçıdan satın almak için emlakçıya 30 bin TL kapora verdiğini söylüyor. Sonra bir ikincisi.  Siz telaşla polise gidiyorsunuz. Polis dolandırılanın gelmesi gerektiğini söylüyor. Arsanız satılmadığına göre olay dolandırılan ve emlakçı arasında. 

    Bir mesaj geliyor. Aldığınız ürün hakkında icra takibine başlanacaktır ve bir telefon numarası. Telefonda bir insan size anlatıyor:  6 ay önce bilmemne ürününü internetten sipariş etmişsiniz. Kargo ile gelmiş ve evde  kimse yokmuş. Bu cep telefonuna  mesaj gönderilmiş. Ürünü almamışsınız.   Ürün  meşguliyetinden  icraya verileceksiniz. Evinize arabanıza haciz konulacak en iyisi 1500 TL yi şu hesaba yollayın. 

    Veya hatta ve hatta evinize düz bir icra emri geliyor günün birinde. Avukatı ara itiraz et. Bilgin yok ise yandın. Vaktinde itiraz etmezsen öde.  Bunlar her insan için zor işlemler. Çalışıyorsanız vakit alıcı, yaşlı iseniz de epeyce zor. Her insanda hukuk ve işleyiş hakkında bilgi yok. Organize olanlar bunları organize bir şekilde sağa sola yolluyorlar anlaşılan. 

    Veya terörle mücadele masasından aranıyorsunuz. Evinize bir ekip arabası yönlendiriyorum. Sizi aldıracağım. Şu banka hesabınızı kontrol edin. Bilmemkim ile ortak hesabınız var. Kasanız var mı? Varsa ve yalan beyanda bulunursanız el konulacak (burası benden fantazi bir ekleme:  Kuba’daki teröristler için özel Quantinomo cezaevinde sorguya çekileceksiniz)  Arka planda tam bir tv dizisi gibi sesler, belli ki faal çalışan bir ekip sanki bir TV senaryosu. 

    Ben karakola gidiyorum deyince. Biz seni ekip tarafından aldırıyoruz zaten gerek yok diyorlar.

    Bu insanlar sizin ev telefonunuzu, cep telefonunuzu, ana adınızı, baba adınızı biliyorlar.Banka hesabınızı, ortak hesabınızı biliyorlar. TC kimlik numaranızı doğrulatıyorlar. Organize oldukları kesin! Çete olarak çalıştıkları da!

    Karakola gidip durumu anlatıyorsunuz. Sizden kimlik bile sormuyorlar. Verdiğiniz telefon numaralarını boş bir kağıda kaydediyorlar. Kanmayın bunlar dolandırıcı diyorlar. Ama gazetelerde kanan ünlüler hakkında haberler okuyoruz. 

    Polisin cimer misali bir dolandırıcılık masası kurması:

    Yukarda yazdıklarım yakın çevremde, birkaç ay içinde  patlayan gerçek dolandırıcılık  hikayelerinden örnekler. Cimer misali bir hat kurulsa da  şu şu numaralar takip edildi, olay böyle neticelendi diye bir mesaj falan da gelse  telefonunuza. Bilhassa yaşlı vatandaşa büyük bir hizmet olmaz mı?  

     Kandırıldınız o zaman uğraşın, kandırılmadınız bu verdiğiniz telefon numaraları ne kadar takip ediliyor. Takip ediliyorlar mı? Neticesi ne oluyor? Bilmiyorsunuz. 

    Avukatım Murat Fatih Ülkü’ye soruyorum..  Şöyle yanıt alıyorum: Bu dolandırıcılık olaylarının sık sık mağduriyetler yarattığı açık, bu olayların zaman zaman bir organizasyon içinde yapılması, çekinmeden iletişim kanallarının kullanılabilmesi, çok uzun yıllardır boyut ve yöntem değiştirerek devam edebilmesi; emniyet güçlerinin bu eylemlerin üzerine daha kapsamlı eğilmeleri, daha ayrıntılı bakmaları gerektiğini gösteriyor.

    Doç Dr. /Emekli Jandarma Albay) Abdurrahman Yılmaz kendisini bu konuya adamış bir insan. http://www.dolandiricilik.org/ diye de bir sitede değerli bilgiler paylaşıyor. Keşke tecrübelerinden daha yoğun faydalanılsa.

  • Koruyucu mu, Zorba mı? 

    Demokrasi öncesi zorbalık çok daha fazla idi. Tanrı kral gitti demokrasi gelmekte israrlı gibi. İki adım ileri birkaç adım geri ama genelde bazı şeyler değişiyor.

    Zorba devletin en güzel örneğini polinezya  adalarında  Kaptan Cook 1777 yılında taboo veya tabu kelimesini duydu ve bir linguist olarak hem seyir defterine yazdı hem de kendisi kullanmaya başladı.  Hangi lisanda düşünülür düşünülmez gibi abuk korkuları bir yana bırakalım adadan adaya anlamlı değişiklikleri olan bir kaç bin kelimesi anca olan  lisanlardaki tabu kelimesi dünya lisanları tarafından olduğu gibi alınarak içselleştirildi. Dinsel yasak, bazı şeylerin yenmesinin yasağı, bazı şeylerin söylenmesinin yasağı,  bazı davranışların yassah gardeşim, yassah olması gibi. 

    (more…)

  • Koruyucu Devlet- Zorba Devlet?  Aşı ve Emniyet Kemeri

    Koruyucu Devlet- Zorba Devlet?  Aşı ve Emniyet Kemeri

    Her ne fikir paylaşılırsa paylaşılsın saçma diyen çıkacaktır. İyi ama yetersiz diyenler, ve doğru diyenler.  Fikir demlenince akıllarda kalırsa ¨bu önemli bir örnek¨ diyen çıkacaktır. Kalmaz ise yepyeni bir fikir olarak çağa göre tekrar doğacaktır herhangi bir insandan. Kimden olduğu sanıldığı kadar da önemli değil. Ortak akılın zamanla benimsemesi mühim olan. 

    İki örnek ile Koruyucu veya Zorba devlet fikrini açmaya çalışacağım. İlerde gerektiğine inandığım  doğum lisansı fikrine de altlık olur ümidi ile. 

    (more…)

  • Mala davara faydası var mı?  Anaksagoras Heykeli, Tiyatro!

    Oniki yıl oldu Urla’daki Anaksagoras heykeli için çaba göstermeye başlamamız.  İki kez lokma döktük anısına, bir kez meydanda, bir kez Tanju Okan meydanında. Urlalı dünyada en ünlü hemşerisini tanısın diye.

    anaksaJPG


    İlk başta Belediye Meclisinde kimse Anaksagoras kim bilmiyordu. Sonra Muzaffer Tunçağ ve Yılmaz Karakoyunlu Mecliste iken tekrar reddedildi.  Ben de  güldürü niyetine yarimada org da yazmıştım.. Diğer meclis üyeleri Anaksagoras kim bilmezler ama bu iki üye bilir, bir daha reddedilirse (tam o zamanlarda sahada rakibini ısıran Uruguaylı futbolcu misali) bu iki üyeyi meydanda görürsem ısırabilirim diye. 

    (more…)

  • Hoca veya Bahçelerde Kereviz

    Bu yazının bir kısmı Gözlem gazetesinde yayınlandı : https://www.gozlemgazetesi.com/2022/11/09/hoca/

    Bir profesör bir başka profesörün  lafı güzafı üzerine bir tweet atmış:  bütün sabahı  gülümseyerek geçirmeme neden oldu.  Hiç duymamıştım bu tabiri:  ¨Osur, osur ipe diz!¨

    (more…)

  • Plaj senin kül tablan mı?

    ABD gezisi yaptım daha doğrusu epeyce Florida, iç güveyinden hallice Washington DC ki orada sadece Smithsonian müzelerini gezdim. Delaware ve New Jersey de  toplam yaklaşık 7000 km araba kullandım.

    Tam kırk yıl önce orada benzer ama daha uzunca  bir gezi yapmıştım bir tıbbiye stajı yaparken. Birkaç gün içinde  hazırladığım “ABDliler Semizotunu bilmiyorlar “ isimli bir yazıyı buraya yükleyeceğim. Özetle ABD nin inanılmaz mümbit tarım arazileri, dolayı ile “lider millet” konumunda olduğuna değindim ve bir de gerçekten semizotunu bilen tanıyanın az olduğundan.

    Hekimler bilhassa çok sağlıklı olduğundan buralarda semizotunu çok tavsiye ediyorlar.  Orada ot muamelesi görüyor.

    Benzin , mazot bizdeki fiyatın üçte birine. Bir de uçsuz bucaksız verimli arazileri ekle  tarımda neden lider ülke konumunda olduğu ortaya çıkıveriyor.

    Sıkıysa sigara izmaritini plajda kumlara at, cezası eyaletten eyalete değişmekle beraber 400 veya bin dolar olunca plajlar tertemiz.  Sigara izmaritleri  poşetler yok.

    Biz de temizlik  ve yere çöp kavramı ceza müessesi olmadan işlemeyecek. Sadece eğitim ile çözmek mümkün değil.  ABD li de zaten daha eğitimli olduğu için çöp atmıyor denemez; Para cezası olduğu için atmıyor. Bir süre sonra alışkanlık haline geliyor. Kırk yıl önce de benzer yasak ve ceza tabelalarını görüp yazmıştım. Eh seçim kanununun değişmesi gerektiğini de yazmıştım pek değişen bir şey olmadı bu konularda.

    Güzel bir seyahat geçti, torun torba oraya yerleşmiş Almanya’dan okul arkadaşları ve araç kullanırken Einstein in yaşam öyküsünü dinledim o bitince  Stanford üniversitesinden bir   biyolojide beyin ve sinir sistemi ve davranış  konusunda 18 saatlik ders dinledim.  Yıpranan bilgiler tazelendi, yeni şeyler öğrendim.

    Çin ve Japon lokantaları her köşe başında. Çok sayıda koşan ve bisiklet binen insan gördüm.  İnanılmaz bir tüketim toplumu.  Tüm iletişim imkanlarına rağmen  kırk yıl sonra  tümümüzün alışkanlık denilen en öne çıkan  özelliğinden dolayı bazı şeylerin kolay değişmediğini bir kez daha anladım sanki. Bar, pavyon dolaşmadan geldim. Ne yaparsın insanlar cins cins.

    Heyecan derseniz olmadı değil yakalansaydım tutuklanması gereken bir suç işlemişim bilmeden. Çalışmayan üstü açık arabada torunu arkadaki çocuk koltuğunda bırakıp 10-12 metreden bir sipariş aldım   – ki her an gözüm torundaydı-. Ama çocuğu arabada bırakmak  suç imiş bu, sonradan öğrendim.    Güzel farklı denizlerde yüzdüm ama doğrusu Ege’yi özledim.

  • Türkçe Düşünmek

    Türkçe düşünmek

    Keşke alfabemiz daha da basit olsaydı.  Keşke önümüzdeki yıllarda Azerbaycan ile ki,  ilk harf devrimini başlatan ülkedir, diğer Türki ülkelere de patika olacak bir müşterek alfabede anlaşabilsek. Her lisanda düşünülebilir. Birden fazla lisanda düşünebilmek ise daha da iyidir. Türkiye bu açıdan da şanslıdır!

    Harf devrimi hakkında düzeyli olarak farklı düşünenler var. Olmasında da bir sakınca yok. Örneğin, sohbetlerini çok aradığım Teoman Duralı hocamız farklı düşünüyordu. Ben de alttaki yazıyı yazmıştım. Dostluğumuz ayni düzeyde  devam etti. Allah gani gani rahmet eylesin. Özlüyorum.

    (more…)