Tuğlalar, Delilik ve Çıldır Gölü

 

 

Büyük usta kardeşimiz “Hepimizin deli olduğunu anlayınca mucizeler kayboluyor ve hayat anlaşılır oluyor “ mealinde bir laf söylemiş. Büyük usta diye kastettiğim Mark Twain (1835-1910).

 

Halbuki her birimiz kendi görgü ve eğitimimiz doğrusunda tuğla üzerine tuğla koyup, bir dünya örmeye çalışıyoruz. Bu tuğlaların üst üste konulduğundan eminiz ve duvarlar çatlamaya başlayıp, yıkılınca da şaşırıyor ve dünyayı anlamamaya başlıyoruz. Kendi doğrularımız illaki yetersiz ve başkalarının duvarları bizim duvarlarımız derken hepsi iç içe ve anlam yüklemekte zorlanıyoruz. Başka bakış noktalarına çıkıp veya inip dünyaya bakmamız gerek ve bir zamansız anlamda hamdolsun demek gerek.

 

 

En doğru bildiklerimiz, en batan, en zamanı geçmiş hale geliveriyor. Evrim olmadan tüm bu gelişmeyi anlamaya çalışmak bile boşa kürek çekmek gibi. Evrimbilim kendi gözümüze haksızlık ve felaket gibi geleni sanki en azından anlamamıza veya kabullenmemize ve hatta belki tedbir almamıza olanak sağlıyor.

 

Saçma mı? Yok gayet sarih bence bu yukardaki cümle. Nasıl mı? Bilmin doğrularına tutunarak ve saf tutarak. Örneğin nüfus konusunda, örneğin hava kirlenmesi konusunda, küresel ısınma konusunda.

 

Çıldır gölünü gördüm. Çıldırasım geldi. Vikipedi’de en derin yeri 42 metre denilen 123 km2 bir göl. Ardahan Üniversitesi çalışanlarından duyduğum geçen yaz yapılan ölçümlerde en derin yer 17 metre ölçülmüş. Sanki üzerinde en azından 3-5 yelken kulübü ve optimist gibi tekneler görürsün diye umarsın bu çağda yazın. Yok. Aras nehri de yazın bir karış derinlikte akıyormuş artık. Sevinilecek tarafı ağaçlandırma faaliyetleri oralarda da var. Sanki özel ormanlara izin verme zamanı geldi de, geçiyor mu?

 

Kafkasya ve Güney Doğu Anadolu yani özetle tüm Doğu Anadolu güneyi ile ve kuzeyi ile belki birkaç on bin yıl önce lisanlardaki ayrışmanın ortaya çıktığı yöreler. Hint Avrupa ve Türki dillerdeki farklar bence bu yörelerden dünyaya yayılmış. Hala izleri mevcut, kaç lisan ve lehçe dağlık bölgelerde yan yana. Güzel yerler vesselam. Karakani, Mevlana ve İbni Sina’yı etkilemiş ilk Alperen, ne turizm potansiyeli!   Külliyesi yanında 12 Havariler Kilisesi etrafı mezbelelik. Turizm her şeyi tek tipleştirmeden mümkün. Her şeyi biz ve onlar diye görmeden. Belki lisandaki ayrışma olduğu gibi kültürel uzlaşmanın da merkezi olma potansiyeli. Genç olsam da oralarda Uzlaşma ve Evrim anlatabilsem. Gönlümün  bir kısmı oralarda kaldı.

 

Altta birkaç resim. Çıldır gölü, Atlı kızakla bir köylü, Kars Fethiye camii şimdiki hali ve eski haliyle katedral (internetten), Karakani külliyesi ve 12 Havariler Kilisesi (arkada Kars Kalesi), Sarıkamış, zirveden aşağıya yürüyüş.

 

IMG_3346.JPG

FullSizeRender-3.jpg

images.jpegimages-1.jpeg

IMG_3329.JPG

IMG_3315.JPG

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s