Bürokrasi ve mikroplar Korkarım 2212 yılında da bir konu olacak

Yine memurluk sınavlarına onbinlerce kişi giriyor. Kadrolara girebilmek için torpiller yapılıyor. Memurların kamuoyunda göze batan büyük bir kısmı ise, üç beş sene çalıştıktan sonra: “Bu kadar paraya bu kadar iş!”, “Bugün git, yarın gel!”, “Dosyayı ikinci kata götür!” trajikomedisini oynamaya başlıyorlar. Bu birinci aşama. Sonra hediye istemek, geç işe gelip, erken gitmek ve işleri baştan savmak geliyor. Son evrede artık rüşvetsiz iş yürümüyor. Çeşitli evreler tabii bir arada yaşanıyor.

Memurun amiri genellikle çatık kaşlı… Eğer biraz “ayranı kabarıksa” zaten politikaya girme hesapları var. Oluyorlar da genellikle Milletvekili olunca genel olarak hafif kasılan ve bir tabancası olan insan akla geliyor. Alçak gönüllü -eski tabiri ile mütevazı- insanlar az… Genellikle bakımlı, ayrıcalıklı sağlık sigortalı, özel lojmanlı yukarıdan aşağıya bakan insanlar oluveriyor milletvekilleri. Hele, hele “ben senin vekilinim, bir derdin var mı?” yaklaşımını görebilmek zorlaşıyor. Tabii çok önemli ülke sorunları ile uğraştıklarından çatık kaşlılar. Yurt dışında bizi temsil etmekten yorulduklarından… Memleket meselelerinin ağırlığından. Bu kadar senedir şu meseleleri bir hafifletip de güler yüzlü, nazik çalışkan milletvekillerine ne zaman kavuşacağız? Bürokrasiyi şeytan görmüş gibi ürkütecek, çalıştıracak milletvekillerine…

Politikacılardan özlenen: yeni ve artık kalıcı anayasa, yeni ve artık kalıcı seçim kanunu, yeni sağlık sigortası gibi çalışmaları kamuoyuna sunmak.

Gerçekten bu kadar geri bir toplum mu Türkiye? Yoksa acaba politikacıları halkın arkasında mı kaldı?

Osmanlı imparatorluğu boyunca bürokrasi seçkin ve hükmeden bir sınıf oluşturmuş. Türkler ya askerdi, ya da bürokrasi veya tarımla uğraşmışlar. Azınlıklar genellikle sanayi, ticaret, hizmet sektörü gibi topluluğun damarda akan kanını yönlendirmiş. Hükümranlar ise avantalarını alarak ve akılları erdiğince denetleyerek şüphe ile bu çalışan insanları gözlemişler. Burjuva, bürokrat veya ziraatçı Türk ailesinde uzun süreler, ticaret yaparak para kazanmak ayıptı. İmparatorluk çöküşünde bürokratlar Anavatana dönerek göreceli olarak artmışlardı.

Şimdiki bürokratlar da hala hükümran sınıf olma geleneğinden kopup eşit vatandaş olduklarını anlayamıyorlar. Ticaret, sanayi, hizmet sektörüne “biz sizden daha üstün ve vatanperveriz!” gözlükleri ile bakıyorlar. Tabii, bürokrasinin azaltılması bir oranda politikacıların işi, bir oranda da bürokratların çalışmasına bağlı.

Politikacılar seçilince kendilerine isabet eden ilahi bir milli piyangonun varlığına inanıyorlar. Bürokratlarında da bürokrasiyi azaltmaya çalışmak kendi çıkarlarına ters düşüyor. Ünlü düşünür Parkinson’un yasasına göre her bürokrat kendi yerini emniyete almak için altında yardımcılarından bir grup oluşmasını sağlamaya çalışır. Bu hem o bürokratın çalışmadan oturabilmesini, hem de bir kriz anında işten çıkarmalar olacak olursa önce alt kademenin tehlikeye daha yakın bir tampon oluşturma düşüncesinden kaynaklanır. “Mikrobus Bürokratikus”…. İlk defa Süha Mermerci’den duyduğum bir ilginç fikri kısa süre arayla birkaç başka düşünürden biraz değişik şekillerde duydum. Düşünebiliyor musunuz bu fikir bir salgın hastalık gibi ülkeyi sarmış! Aman başlamışken sade Türkiye’yi değil dünyayı sarmış. Fikir: Bürokrasiyi azaltmak için kendi kendilerini yiyen mikroplar misali bürokrasiyi yine bürokrasiye kırdırmak!

Atıkların temizlemesi için mikrop türleri var. Mikroplar önce atıkları yer, sonra birbirlerini yemeye başlarlar. En sonunda mikrop diğer son kalan mikrobu yer ve başka yiyecek bir şey bulamayınca bu son mikrop da ölür. Fikir her yönüyle müthiş! Tabii uygulamada tamamen en son mikrobun da kendini yiyerek bitirmesi ve de tamamen kurtulma olası değil. Bürokraside de amaç son memurun diğerini yemesi olamaz ama sanki belki birileri diğerlerini yese bazen hiç de fena olmayacak. Sistemin İngilizce ismi “aerobic microbic water treatment”

Bilemem “microbüs bürokratikus” diye bir türü araştırarak bilimsel gelişmeler kaydedebilecek mi? Ve kimler ödüllendirilecek?… Yoksa genel “mikrobus tembelikus” mu bulunup problemler çözülecek? Mermerci sadece alay eden bir şekilde değil, gayet ciddi olarak her devlet hizmetine rüşvet yerine resmen belli ücret veya harçların konulmasını düşlüyor. Ondan sonra gerek bu harcın paylaşılması ve gerek bürokratik hizmetin üretilmesi konusunun birimler halinde bürokratlara bırakılması gereğini savunuyor. Harçtan daha fazla pay alma arzusu ile bürokratlar kendi kendilerinin sayılarını “azaltacaklar” ümidi ile! Böylece habis tümör hücresi gibi olan hücrelerin faydalı ve üretken hücreler misali, bürokratların bir değişime uğrayacaklarına ve üretken bir hale geçeceklerine inanıyor.

Diğer sektörlerde bilmem ama sağlık sektöründe bu sistem çok kısa zamanda (hekimlere hanut bahsinde daha detaylı anlatıldığı gibi) çalışır ve hastalar çoğu hastanede olduğu gibi, itilip kakılmazlar.

Şöyle melodisi ile suyundan da koyarak, güzel bir örnek vermeye çalışayım bu mikroba olan gereksinimi anlatabilmek için.

Kurtuluş savaşı. Türkiye Cumhuriyeti. TAM TAM TAM TAM TAM! DDY yani Devlet Demir Yolları. TAM, TAM da TAM, TAM! Perde açılır ve DDY yeni Cumhuriyet heyecanı ile yönetilmektedir. Trenler gidip gelir: ÇUF ÇUF ÇUF ÇUF! Ve 1931 yılı geldiğinde DDY’de 8.864 kişi çalışmaktadır.

Yıllar geçer. TAM TAM, TAM TAM, TAM! Gelişme ülkede daha ziyade karayolları yönünde olur. Hatta Demiryolları bazı yerlerde kaldırılır. Bazı yerde çift yol döşenir ama olan değişiklikler %5 oranında olur. Modern sinyalizasyon yapıldığından ve epeyce paralar DDY’ye yatırıldığından insan zanneder ki, kırk yıl sonra DDY çalışanlarının sayısı sekiz binden çok altına düşmüştür. Çünkü artık devir, bilgisayar devridir. Tabii ki yanlış! ÇUF, ÇUF, ÇUF!.

1992 yılı Ağustos’unda DDY’de 50.222 (Ellibinikiyüzyirmiiki) kişi çalışmaktadır. TAM TAM da TAM TAM da TAM! Perde kapanır. Pekiyi kim besliyor bu insanları güzel okuyucum? Siz? Siz çalışanlardan mısınız? Üretenlerden mi? Yoksa çalıştığını zannedenlerden mi? Çuf çuf ç

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *