Emeklilik, Kanser ve Sedef Hastalığı

 

 

 

Yaşamın sonuna doğru insan mesleğinden uzaklaşabiliyor. Ne kadar heyacan, heves ve tutku ile mesleğine bağlı olsa bile.

 

Benim esas mesleğim hekimlik. Anlamlı yılları bu ülkede İstanbul’da geçti. İkinci mesleğim çiftçilik. Bursa Soğanlıköy’de ve Bursa Tıp fakültesinde 2 yıl çalıştım.   Mesleki yorgunluk sanki. İstanbul ve Bursa’ya pek gidesim yok artık.

 

Bursa Tıp Fakültesindeki 2 yılı Almanya dahiliye ihtisasıma saydı. Almanya’da Bonn ve Tübingen Üniversitesinde geçen bir buçuk yılı Sağlık Bakanlığı – çalıştığım konular– ancak üst ihtisasta öğrenilecek konular olduğu için –İç Hastalıkları Uzmanlığı için saymadı. Komik değil mi? Ülkenin bulunduğu genel durumdan benim sırtıma düşen pay bu.

 

Sağlık ve Tarım hakkında nispeten az yazdım. Eski göz ağrım nüfusbilim doğa vs üzerine yazıyorum daha ziyade. İnsanlararası ilişkiler. Önyargılar.

 

 

Şimdi belki ara ara tekrar tıbbi konularda yazma vakti geldi.

 

Google veya Yandeks den 15 dakika içinde hangi kanser türünden 45 gün içinde öleceğiniz verilerine artık varabiliyorsunuz da, sağlık konusunu anlayabilmek için arama motorları sadece yardımcı. Sağlık konularını anlamak ve verileri sağlıklı değerlendirebilmek için sadece tıbbiye okumak değil ayni zamanda çalışmış olmak da gerek.

 

Ülkemizde yarım milyona yakın insan kanser olacak önümüzdeki 12 ayda. Kanser deyince yüzlerce türü var ve bir kısmı tamamen iyileşebiliyor. Tedavi olanakları gün be gün artıyor. Teşhis olanakları da iyileştiği için kanser lafını daha sık duyuyoruz. İnsanlar daha uzun yaşıyorlar ve yaşlandıkça kanser oranı da artıyor.

 

Sedef hastalığı da çok yaygın bir hastalık. Psoriasis vulgaris tıbbi ismi. Eklemler etkilenmedikçe yaşam boyunca “mühürlü” gibi dolaşmak dışında pek bir zararı yok. İnsanlığın yüzde iki ila dördünde var. Yani her gördüğünüz yirmibeş veya elli kişiden birinde.

 

Patolojik olarak mikroskopik boyutta bakınca bir nevi cilt kanseri diyebiliriz. Ama normal yaşam beklentisi olan bir hastalık. Güneş ve tuzlu su iyi geliyor. Çeşitli merhemlerle kontrol edilebiliyor ve şimdi artık son yıllarda immünolojik tedavisi de gelişti.  Bir kanser ilacı olan methotrexat ile de epeyce kontrol altına alınabiliyor. Cildiyecinize yani Dermatoloğa görünün, ama bir kaç ayda bir ve sizi tanıması için fırsat verin. Önerdiği tedavinin neticesini görsün.

 

Sadece Almanya’da geçen yıl kanser ilaçlarına harcanan para 6 milyar Euro!

Demek istediğim olan bitenin nasıl olduğunu hala az da anlasak giderek artan bir şekilde verileri değerlendirebiliyoruz ve beş yıl sonra bu gün anlayamadığımız bir çok yeni tedavi ve teşhis imkanı olacak. Tümör demek ise  sadece şişkinlik demektir tıpçada. Yani bir darbe sonunda da oluşan tümördür. Ama iyi huylu bir tümör. Veya yağ hücrelerinin bir doğal sınırlayıcı içinde yaptıkları şişkinlik te . Yani tümör demek kanser demek değildir. Kan kanserlerinde ise inanılmaz ilerlemeler kaydedildi son 20 yılda ve her gün yeni bir yaklaşımdan haberdar oluyoruz. Rahmetli Çetin Altan’ın dediği gibi “enseyi karartmayın!”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s