Arap Depremi

 

 

 

Gençliğimde bir Peter Scholl Latour vardı Alman medyasında. Arabistan deyince hep o çıkardı ekrana. Yaman bir adamdı, daha ziyade Fransız bakış açısı ile Araplar konusunu çok iyi bilirdi. Baktım 4 yıl önce ölmüş. Ama bu arada Almanlar bu düşünürün tabiri caizse dört çekerlisini ve hatta gerekirse diye seyyar paletlisini ürettiler.

 

Arap Depremi isimli kitabın yazarı: Arapça, Farsça, Türkçe bilen Dr. Rainer Hermann. Umarım yakında Türkçe’ye çevrilir ve iki açıdan ilginç kitap Türk okurlarla da buluşur.   Scholl Latour Fransız ordusunda da askerlik yapmıştı. Bu satırları yazarken baktım Hermann için bir yerde “Fettullah Gülen’e yakınlığı ile bilinen” diye yazmışlar. Devenin nalı! Adam Gülen ile röportaj yapmış. Eh gazeteciysen ve fırsat bulursan yapacaksın, tabii eğer Türkiye  ve bu yöre hakkında yazıp çiziyorsan. Yazarın Türkiye hakkındaki bir kitabını da okudum epey farklı değerlendirmelerimiz vardı. Ama bu kitapta Türkiye yok, “Arap depremi” var ve somut epeyce bilgi!

 

Neyse Arabistan’daki deprem, orada , örneğin Suriye’de olan biteni , neden anlayamadığını ve tam anlayamayacağını anlamak isteyen için yazılmış.

 

Bizler için ikinci bir okuma nedeni ise bir Alman aydının hangi konulara kafa yorduğunu ve hangi bilgi zenginliği ile yaklaştığını anlamak. Çünkü sanıyorum önünüzdeki yıllarda bu kitabı okumamış fazla bir aydın kalmayacaktır Almanya’da. Ama hele hele Arabistan konusunda konuşan hiçbir diplomat kalmayacaktır orada! Bu sene basılmış ve ikinci baskısını yapmış bir kitap.

 

Çözüm önerisi olarak ele aldığı  yaklaşımlardan  biri de  tarihte bir dönemin Avrupası ve Almanya’sı ile karşılaştırmak bugünün Arap Dünyasını.

 

Avrupa tarihinde Vestfalya Barışı denilen bir dönem vardır. 30 yıllık savaşın sonunda çeşitli ülkelerden 109 delegasyon 1643 den sonra hep birbirleri ile konuşarak hiç tek masa etrafında oturmadan 1648 de barış anlaşmasını imzaladılar. Din savaşı diye geçer ama taraflar basitçe Katolik ve Protestanlar değillerdi. İmparator (Kaiser)  yetki vermek istemiyordu. Baronlar fazlasını vermek taraftarı değildiler. Fransa’nın çıkarı ile İsveç Krallığının, İngiltere’nin, İspanya’nın çıkarları farklı idiler. Tabii din motivi de kitleleri harekete geçirmek için uygun olduğundan insanlar birbirine o bayrak altında girdi.

 

Çok trajikomik dışavurumları vardır örneğin Bavyera’da. Bir Burg ve Baron ile ailesi çıkarlarına uygun diye vehmedip Katoliklikten Protestanlığa geçerler. Teba da onlarla beraber! Ama savaş sürecinde çıkarları farklı algılamaya başlayınca  baron ve ailesi tekrar Katolik olurlar. Halk Protestan kalır. Yani hem din, hem aristokraside kimlik arayışının suyunun çıktığı yıllardır Almanya’da. Bir yandan da Osmanlı güçlenmektedir. Orta Avrupa insanı bireyselleşmeye başlar. Yani öylesine tepeden aşağı bir hoşgörü oluşmaz. Patlama noktasında istim salınarak, salma zorunda kalınarak dinlere mesafe konulma gereği benimsenir.

 

Yazar bu barışı ve yaklaşımdan öğrenmeyi çeşitli Arap çıkarları için de öneriyor.

En azından bu konuda fikir belirtmek için gerekli türlü bilgiyi de on yıllar boyunca çeşitli güç odakları temsilcileri ile yapmış bir gazeteci. Şu an Frankfurter Allgemeine Gazetesinde yazıyor.

 

Hermann’ın kitabından çok şey öğrendim Arabistan benim ilgi alanım olmasa bile. İlgili  olanlara bilhassa öneririm. Genel kültür olarak da bu Arap dünyası hakkında bilgi sahibi olmak için güzel ve kolay okunur bir altyapı kitabı çözüm önerileri ile! Çözümün emir demir ile olmayacağını anlamak için en azından. Bilhassa “Gugl Arap devrimini yaptı” diyen salatalıklar için faydalı olur.

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s