İzmirizmir.net editorü Hürriyet Mısırlıoğlu dün aradı “Sen iki
– üç sene önce Sn.Öcalan hitabı hakkında birşeyler yazmıştın” diye- “konu güncel, aradım bulamadım, bulursan yollar mısın?” dedi. Aradım bilgisayarımda. Alttaki yazıyı buldum:
(Görgü, Beraber Yaşamanın Biz Farkında Değilken Değişen Kuralları)
sayfa 71ff.
Arabalarını patinaj çekerek kullanan fiyakalı budalalar, hem gürültü kirliliği yaparak, hem daha fazla benzin harcayarak, hem de trafik terörü estirerek ortak hakka saygısızlık etmektedirler; sokak lambasını taşla kıran yeni- yetme de! Kendi çıkarımız için yaza söyleye bu konuları işlemek zorundayız.
Lâubalîlik mi, Samimiyet mi?
Vay haline, eğer ast bir mesafe tutmak gereksinimini duyarsa… Lâubalîlikten veya samimiyetten veya kısacasıdensizlikten hoşlanmayan 35 yaşındaki uzman veya 45 yaşındaki Genel Müdür amirine (mesela bir Bakan’a); “Ben birbirimize ‘siz’ diye hitap etmemizi tercih ederim” veya “Ya ikimiz de birbirimize ‘sen’ veya ikimiz de birbirimize ‘siz’ diye hitap edelim,” desin bakalım… Yer yerinden oynamaz mı? Türkiye’de “üstlerin” %90’ı dünyalarını şaşırmaz mı?
Bu satırları yaklaşık 20 yıl önce yazmıştım.
Birisine, örneğin Öcalan’a “Sayın” dendi veya denmedi bir mesele oluyor. Her insana saygı olunca bir katile (Mr. Müsyü veya Herr, anlamında bay ve bayan tek kelimede oturdu dilimizde Sayın) bile Sayın demekte ne zarar var? Bazı insana Bay, bazısına Sayın diyerek iki sınıflı bir toplum mu (tekrar) yaratacağız? Sayın diyerek te bireye olan saygı gösterilemez mi? Aynı zamanda gereken mesafe de korunamaz mı? Adam pedofil olur ama iyi bir yönetmen olabilir, katil olur ama iyi bir ressam. Asılmasına karar verilebilir ama ayrıca aşağılamak mı gerek?
Hukuk hepimiz için gerekliyse ve hukukun da yanılabildiğini kabul ediyorsak- ki hukuk tarihi bu yanılgılar silsilesidir- insana olan minimal saygıda anlaşabilmemiz gerekir.
Konu Sn.Erdoğan, Sn.Genelkurmay Başkanı değildir. Doğal olarak Sn. Bn. Gül de değildir. Bu kişileri sevmek
veya sevmemekle ilgili de değildir; sadece mesafe tutmakla ilgilidir.
Araba kullanırken ve ilişkilerde mesafe tutmak kazaları önler!
Bayan! Baymiycem işte!
Dil kurumu sözlüğüne göre “Sayın”: Saygı belirtisi olarak konuşma ve yazışmalarda kişi adlarının önüne getirilen unvan. “Bay”: Bey yerine kullanılan bir unvan. “Bayan”ise: Hanım yerine kullanılan bir unvan.
Sayın bence cinsiyet belirtmeden kullanılan Bay veya Bayandır. Bazıları sayın bazıları sadece Bay olacaksa Sayın olana Bay dediğimizde apoletlerini sökmüş olmaz mıyız? Hakimler, hekimler, komutanlar, müdürler sav- cılar hep Sayın; hastalar, memurlar, öğrenciler zanlılar hep Bay veya Bayan olacaksa (yargılanacaksa hele hele yargılama sonuçlarının sağlığı belliyken) bu toplumsal ahengi er veya geç yaralayacak bir unsur olarak karşımı- za çıkmaz mı? Cinsiyet ayrımı olmadan hitap ayrıca di- limizdeki bir ayrıcalıktır. Sayın kelimesinin Tatarca’dan türetildiği söylenir. Türkçe’ye güzelce yerleşmiştir, ama kanunlara rağmen bay bayan fazla da tutmamıştır, zaten zorlama ile kültür olmaz. “Nayır nolamaz!”
Hitap konusuna kitabın baş kısmında değindiğim bir ayrıntıyı burada da belirtmemde fayda görüyorum: 1934 yılında çıkarılan 2590 sayılı kanun hâlâ yürürlükte. Beraberce okuyalım:
Madde 1 – Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lâkap ve unvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatan- daşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız ad- larıyla anılırlar.
Madde 2 – Sivil rütbe ve resmi nişanlar ve madalyalar kaldırılmıştır ve bu nişan ve madalyaların kullanılması yasaktır. Harp madalyaları bundan müstesnadır. Türkler yabancı devlet nişanları da taşıyamazlar.
Madde 3 – Askeri rütbelerden adın başına gelmek üze- re kara ve havada Müşürlere Mareşal, Birinci Ferik, Fe- rik ve Livalara General, Denizde Birinci Ferik, Ferik ve Livalara Amiral denilir. Generallerin ve Amirallerin de- recelerini gösteren unvanlarla Deniz Müşürleri unvanlarının ve diğer askeri rütbelerin karşılıkları Ali Askeri Şü- rası kararı ve İcra Vekilleri Heyetinin tasdiki ile konulur.
Madde 4 – Bu kanun neşri tarihinden muteberdir….
Hâlâ geçerli olmasına mı yanayım, Bey veya Hanım lâkaptır hep büyük harfle yazılır diyene mi? Acaba parlamenterlerimiz yaptıkları işin karşılığında (ortak hazinemizden) aldıkları maaşları falan ve kıyak emeklilikleri hakkediyorlar mı diye de ciddi teredütlerim yok değil. Yabancı devlet nişanı taşıyan yurttaşlarımızı yabancı elçiliklerin davetlerinde sıkça görüyoruz. Birbirlerine Paşam diye hitabeden generalleri de. Çocuklarımız büyüyünce paşa olacak amcası falan diye de yetiştiriyorlar.
Ağabey yani Ağa ve Bey’den oluşan artık abi olan lakab hem çok kullanışlı, hem de bu kadar yaygınken, ağa ve bey tabirlerini yasaklayarak kültürel devrim yapmak zor işmiş diye de düşünmeden edemiyorum.
Sayın Tolon,
Sayın kelimesi dilimizde (kürtçedeki karşıtını bilmiyorum) saygı duyulan kişilere hitapta kullanılır. TDK kurallarına göre böyle tabii, kişi kendine göre yorumlarsa çeşitli karşılıkları olduğunu zannedebilir elbette.. Yazınızdaki genel md. memur ilişkisindeki siz – sen karşılaştırmasına kesinlikle katılıyorum, çok haklısınız, yaşadık gördük. Ne yazık ki amir böyle bir hakkı olduğunu zannediyor, hepsi değil tabii, hazmedememiş olanlar … En küçük statüdeki çalışana bile siz denilmeli; önce insan olduğu için, ikincisi ürettiği için, üçüncüsü emeğiyle, hakkıyla kazandığı için vb…Ancak amir veya memur veya sıradan vatandaşa, insan haklarına, toplum kurallarına, dürüstlüğe, ahlaka vs. birçok genel kabul gören erdemlere aykırı davranışlarda bulunduğu zamanlarda bile hala sayın kelimesi ile hitap edilecek olursa bu, “sayın” ı gerçekten hakeden insanlara haksızlık değil mi? O zaman “sayın ” kelimesinin saygınlığı kalır mı?
Amaçları için uğraş veren kişiler “Sayın” tabii, hem de” Çok Sayın”, laf üretmektense, vakit yaratıp, bir hedef uğruna emek ve zaman harcıyorlar. Ama bu hedefe varış diğerlerinin veya sizin deyiminizle “benden olmayanların” hakkını hukukunu çiğneyerek yapılmaz..Hele yaşam hakkı…O zaman kendi ulvi düşüncesine kendisi karşı gelmiş olur, kişisel çıkarları veya ait olduğu kendi toplumunun çıkarı için çabalamış olur insanlık için değil..Mazereti “hedefe varış için zamanı kısaltmak” bile olsa.. Bu saygın bir çaba değildir..
Özetle herkese SAYIN denilmemeli, devlet protokol kuralları dışında..
Saygılarımla
Sündüz Tanergeç
Çok güzelmiş, teşekkürler.
Fikret Onder
Tel. +44 (0) 20 3427 3202
Dir. +44 (0) 20 3427 3203 Mob. +44 (0) 7854 640 517
http://www.meltemi.biz
No. 2 Eaton Gate, London SW1W 6BJ
Meltemi Investment Management Limited
Registered in England and Wales, company number 04696452
Registered office at 69 Plumstead Common Road London United Kingdom SE18 3AX Authorised and regulated by the Financial Services Authority in the United Kingdom
This message with any attachments is confidential and is only intended for the individual or company to which it is addressed and may contain information which is privileged, confidential or prohibited from disclosure or unauthorised use. If you have received this transmission in error, kindly notify us immediately on the above telephone number. We will be grateful if you would destroy the message and all copies in your possession. Emails are not secure and may suffer errors, viruses, delay, interception and amendments. We do not accept liability for any damage cause by this email.
Çok kısa özetlemem gerekirse,
dünyanın hiç bir medeniyetinde böyle bir terorist için sayın denmeli mi yoksa denmemeli mi tartışması yapılmamıştır. Şahsi kanaatim bu tartışma medyadaki sözde aydınların medeniyet ve demokrasi anlayışını değil, ne kadar cahil bir toplum olduğumuzu gözler önüne sermektedir.
Böyle bir teröriste sayın denmeyeceği gibi bunun tartışmasını yapmakta son derece gülünçtür.
Nitekim, bu faaliyetler içinde olan şahıs “insanlık” sıfatını kaybetmiştir.