Yaşlanma ve Uzlaşma

Hatice nine bastonuna dayanarak
yavaşça köye doğru yola çıktı. Köy’ün merkezi evine 500 metre uzak idi.  Her gün  bir kez bakkal’a kadar gidip dönmek için bir bahane buluyordu.

28  yıldır 10 yıl önce ölen eşinden kalan emekli maaşı ile yaşıyordu. Hatice nine ve  kendi evinde tek başına yaşayamayacak durumda olan yaşıtları  yaşlanan nüfus ile giderek daha fazla odaklanacağımız bir  resim ve  bizim gelecekteki gerçeğimiz olacak,  isteyelim istemeyelim, beğenelim veya beğenmeyelim.

Hatice ninelerden toplum bir sürü yemek reçetesi  olsun, bitkiler hakkında bilgiler olsun, öğrenebilir. Okullarda yaşlanan nüfus bilincini geliştirmeliyiz.  Her yaşlıya haftada 2 -3 gençten oluşan bir grubun  1 saatlik bir ziyaretini veya merkezi yerlerde  yaşlı ile gençlerin buluşmalarını gerçekleştirebiliriz.  Sadece bu buluşmalar bile birçok okuldaki abuk ezberlerden daha zenginleştirici olacaklardır.  Gençler iki ayda bir dolaştıkları yaşlılardan seçecekleri,  öğrenecekleri daha fazla şey olduklarını inandıkları bir yaşlıyı,  daha fazla gence bir konferans vermeye aday gösterebilirler.

Dünya var olduğundan beri 70 yaşına kadar  gelen insanların yüzde 90 ‘ı  şu an yaşıyorlar.

Lütfen yukardaki cümleyi anlamaya çalışın.  Yaşamımızı bu gerçek, önümüzdeki on yıllarda ve   bilhassa yüzyılın ikinci yarısında cep telefonlarından daha fazla şekillendirecek . İnsanlar yaklaşık 250 bin yıldır bu gezegende gezindiklerinden beri ilk kez bu kadar fazlamız bir arada ve 70 yaşına gelenlerin oranı da son yüzyıldan beri  giderek artıyor.

Geçekleri ne denli çabuk anlar ve çözümler üzerine kafa yormaya başlarsak o kadar çabuk huzurlu çözümlere varabiliriz.

 

Zengin kesimde bu yüzyılda doğan  her iki çocuktan biri yüz yaşından fazla yaşayacak.   Şu an zengin  kesimdeki 1 milyardan bahsediyoruz. Her ne kadar eşitlik vs. türünden romantik düşüncelerimiz olsa da gerçek bir dünyada yaşıyoruz ve bu varlıklı kesim geleceğimiz hakkındaki kararları alacak. Giderek daha az gelirli ve eğitimli  dünyadaşlar da daha uzun yaşayacaklar.  Tabii türümüze has özelliklerimizle atom bombası falan kullanmazsak veya kullandığımız santralleri veya atıkları  yüzümüze gözümüze bulaştırmazsak.

Uzlaşmak kelimesini de başlığa aldım. Arabuluculuk ve Uzlaşma kelimeleri yavaştan moda oluyor.  Yangından mal kaçırırcasına bu işlevi en  çabuk ve “becerikli” davranan hukukçular kesimine vermek ise umarım kısa sürede anlayıp düzelteceğimiz bir hata.

Uzlaşma’da , diyelim ki 20bin TL ye  olan hukuk davalarında çok önemli bir hizmet alacağımız kesim emekliler halbuki.

Avukat olmaya gerek yok. Birçok konuda emekliler, bazı anlaşmazlıklarda ayni yaş grubundan olan  arabulucular olayı daha iyi kavrayabildikleri için en iyi adaylar.

Her emekli maaşı alandan, baz bir eğitim vererek  arabulucu veya uzlaşmacı olarak  toplum olarak faydalanabiliriz.  Bu hukuk sistemimizin  ABD deki small claims courts  türünden bir kuruluş ile daha ucuz ve etkin olmasını sağlayabilir hem de  emekliler için uğraş olur.

Ötanezi

Tabii yaşlanan nüfustan bahsedince ötanazi yani istemli yaşamdan ayrılabilme seçeneğini de yaşlılara açık ve güvenli bir şekilde sunmalıyız. Bu konudaki kültür tarihimizdeki  efsanelerden kaynaklanan çekinceleri de aşmalıyız.  Burada hem emeklilerden faydalanabiliriz hem yeni teknolojiden hiç kimse ötanazi diyerek kazaya uğramasın diye.  Karar anı   ve adayın birkaç günü filme alınabilir ve kolayca saklanabilir.

Bezdirici bürokrasi yerine ferah akılcı ve gerekli kontrol esas olur ve emeklilerden hem  adalet , hem eğitim ve benzer konularda  yararlanabilir, bir yan etkisi de toplumun emekliden faydalanarak emeklilerin  istenen kişiler olarak entegrasyonlarının devamı olur.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s