Post, Görev ve Mesleki Deformasyon

Bir dostum geçenlerde makamı bırakmak zor anlamında “postu bırakmak zor” dedi. Bizdeki ve parti başkanlarından ve komşu ülkelerin liderlerinden bahsederken.

Post kelimesi batı dillerinde Latinceden geliyor. Direk demek ve kelimenin gelişmesinde nöbet veya makam.

Bizde ise Farsçadan geliyor ve deri, cilt, kılıf demek. Yüzülünce ismi pösteki oluyormuş. “Kiminin meselesi geçim, kiminin seçim, kiminin post.demiş  Orhan Veli Kanık. Yani tam olarak makam anlamında kullanmış.

Boy post olmuş TDK ya gore “boy bos”   esası veya daha yaygın hali sanki boy pos. Boy ve bıyık veya kıllı deri anlamında.

Acaba makamlara olan yaklaşım da yukardaki köken farkından kaynaklanan benimseme farkı ile acaba lisanımıza ve kültürümüze mi yerleşmiş?

Latince kökeninden yola çıkarsak bir nöbeti veya bir görevi bırakmak daha kolay oluyor.

Acemce den gelen köken gözüyle bakınca can derdinde oluyor makam sahibi. Her şey mübah oluyor aniden. Bir nöbet olarak görebilsek makamı sanki çok şey değişecek.

Makam o hale geliyor ki sonunda kırmızı pasaportlar, korumalar kısmen emeklilikten sonra da sağlanıyor. Yani postlar yaşam boyu besleniyor. Ye kürküm ye.

Fakat değişim oluyor istense de istenmese de bu iletişim çağında! Bundan onbeş yirmi yıl once paşalar veya Genel Kurmay Başkanları hakkında kolay değildi birşey yazmak. Şimdi artık geçen GKBaşkanının ismini anımsamasam bile, Kobani bombalanmasında son kararı verdiğini basından öğreniyoruz.

Düşünün, Büyük Millet Meclisi eskiden CHP nin malı idi! Nereden nereye? Kısmen bağrış çağrış oluyor değişim. Alışkanlıklardan vaz geçmek kolay değil. En iyi bildiğiniz şey bir zaman sonra “yetti gari”olabiliyor.

Sanki bu post kelimesi ve kelime anlamı konusunda biraz daha kafa yormakta fayda var. Özlemler ve hayaller de zaten psikolinguizmin konusu değil mi?

Mesleki deformasyon denilen terim de günlük yaşamımızda her an gözlemlediğimiz bir şey! Bir mühendisin genel yaklaşımı ile bir bankacının, bir çiftçinin yaklaşımları farklı değil mi?   Bırakın yaklaşımdaki farkı, açık havada çalışan ile masa başında çalışan arasında fiziki farklar da gözle görünür hale geliyor.

Mesleki deformasyon deyince açmak için iğneyi kendi mesleğime batırayım: hekim dikey, hasta genelde yatay pozisyonda olduğundan hekim meslekte geçen üç beş yıldan sonra hiç mi “heyyt bre, ben neymişim be abi” havalarına girmiyor?

Tabii tüm bu farklar var ve mesela kısmen acaba yüce meclisimizde ve sonunda kısmen kırmızı pasaportla emekli edilen bizi “yönetenlerde” ne oranda positif bilimciler var, ne oranda sosyal bilimciler?

Farklar olacağı kesin de acaba daha aktif daha   yararlı ve faydalı bir farklılık skalası aramamız zamanı geliyor mu? Örneğin makamı can veya derimiz değil de bir nöbet olarak görerek?

İlkokulda, lisede hangi çocukların başarılı olacağı belli oluyor, olanlar farklı meslekler seçiyorlar. Olmayanlar veya olamayanlar ise acaba sonunda politikaya mı giriyorlar? Sonunda müsbet bilimlerle uğraşan daha verimli insanlarımızdan neden politikada daha çok faydalanamıyoruz?

Ne tip bir psikoloji acaba insanı politikaya ve post olarak addedilen makamlara doğru doğru itiyor?. Öylesine, bir “tekrar”seçim öncesi akla gelenler. Altı yıl önceki yazımdan bir alıntı:

“İki uzman Cornell Üniversitesinde öğrencilere  çeşitli sorular sordular ve  “testin sonucunu tahmin edin” dediler. Bu tür testler Stanford’da tekrarlandı, Isveç’te de. Bilhassa:   Nasıl bir şöförsünüz? Sorusuna çoğu insan kendisini en iyi üst % 20 lik gruba dahil etti!

En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerine inandıkları ortaya çıktı.” En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü.

Dunning ve Kruger bu çalışmayla 2000 yılında Nobel ödülünü kazandılar.

İki psikolog bu olaya süperiorite ilüzyonu” diyorlar. İngiliz araştırmacılarca Downing efekti de  denilen bu haddini bilmeme olayında erkekler genelde kendilerini olduklarından daha zeki olarak algılarken kadınlar daha alçakgönüllü, yani kendilerini daha az zeki olarak algılarlar.

Bu “yetersizlik + haddini bilmeme”  mesleki açıdan bir eksiyken, artıya dönüşmesi de ürkütücü.”

One thought on “Post, Görev ve Mesleki Deformasyon

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s