Urla Akpınar Köyü, Urla Tarihi

Urla Akpınar köyü bitti sayılır. İnternetteki eski resimlerinden hayal edin gari. Bu köy hakkında iki kez yazmıştım.Geçen gün Pembe Emül Albayrak ve Nevin Özmen Ertaşoğlu’na göstermek için Kuşçular USCA şaraphanesinin 3 km kadar ötesindeki (güneyindeki) eski Akpınar köyü kalıntılarına gittik. Hanımlar artık daha bol çift soyadı kullanıyorlar (başımıza taş yağması yakın olabilir!) . Avukat Nevin hanım Beylik dönemi  Akpınar camisinin bir resmini çizmek istedi. Akpınar köyünü yani yarımadanın pınarının, üstünde Köprübaşı olan derenin çıkış noktasına gittik.

Son beş yıl önce gitmişim. Artık cami binası sarmaşıklar arasında neredeyse tamamen kaybolmuş. Beş yıl önce çektiğim resimlere benzer bir görüntü elde edemedim. Pınarın menbaı tamamen kurumuş. Az çamurdan başka bir şey yok.

Mehmet Emeç ile resim çektiğimiz kemer ortada yok. Cami binası sarmaşıklardan az gözükür vaziyette.

Dere 1930 larda kurumuş yaşlılardan duyduğuma göre ve son zamanlarda Tabaklar deresi ismi ile anılırmış tabakhanelerden dolayı. Çoğu modern Urlalı Akpınar ismini bile duymamıştır.

Üzüntü verici bir durum da imar durumları falan herhalde pek kimsenin uğraşmaya mecali yok. Yazıp çizince belki birisinin iştahı kabarır. İstanbullu yeni Urlalılar bazen daha kıpırdak olabiliyorlar.

Dere yatağına beton dök, yağmur suyu toprak tarafından emilmeden denize aksın.   Halbuki bu dere yatağı içinde elektrikli gondolların gittiği bir su yolu olabilir Urla için. Koca sahil veya kum denizinde de bir gölet yapılabilir . İçine birkaç kuğu konulur, beslenerek alıştırılır. Denizde yüzüp gölette yıkanmaya gelirler epeyce de fiyakalı olur. Malum Klazomenai Apollon’un arabasının kuğular tarafından çekildiği şehir, efsaneye göre. Kuzey Almanya’da, İngiltere’de denizde yüzen kuğu çok gördüm. Eğer tatlı su barınakları var ise.

Bu projelerin ilk kısmı bir kaç milyon son Kuğulu kısmı birkaç on bin TL ye olabilir ve hatta finansmana da ben talibim.

Sevindirici bir haber de Urla’da yirmi yıldır felsefe dersi veren Nejdet Karstarlı Kuzey Rüzgarları Urla (1895-1913) bir tarihi roman yazmış. Köprübaşının Akpınar’ın ve Urla’nın eski halini pek güzel anlatıyor. Canı gönülden tebrik etmek gerek. Birçok insan oturup etrafına ne kadar mühim insan olduğunu anlatmaya çalışırken kendi imkanları ile bir şeyler yapanları desteklemek boyun borcu.

Durmadan çabalayan başka bir Urla sevdalısı isim de gazeteci Mehmet Emeç bize Urla veya Klizman Kalesini kazandıran isim. Telefonu ile kavgalı olsa da inanılmaz sempatik bir orijinal.  Klizman isminde Klazomenai ismi hala yaşıyor. Tayfun  Caymaz, Ferhan Erim ve tabii  Sedef Tunçağ ve kaybettiğimiz Besim Uyal’ı da anmak gerek. Nicos Milioris in kitabı da Urla tarihi için mühim kaynak. Yunanca  yeminli tercüman da olan Tayfun Caymaz da Miliorisin kitabını çevirdi.

Bir diğer Urla’lı da ilk denemesini Şiirler ile yapmış. PTT deki Cüneyt Kaya kardeşim: Mercan Ağacı.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s