Anılar, Onassis ve Arşiv

 

 

Taşa yazarsın birkaç bin yıl kalabilir. Kağıda yazarsın solar. Kuma yazınca bir dalga ile yok olur. Pekiyi dijital ortamda yazılan ne oluyor?

 

Bir felaket illaki yaşayacağız! Bütün dijital veriler kaybolacak.Bir veya birkaç nesil hafızasız kalacak. Norveç’te Piql isimli bir firma bu felakete karşı tedbir almak için buzullar içinde bir sığınakta çağımıza ait verileri depolamak ile meşgul. Ve seçtikleri yöntem de ilginç: bilmemkaç milyon gigabyte falan halinde depolamıyorlar.

 

Bir felaket karşısında bazı bilgilerin kaybolmaması için röntgen filmine çekip kar altında muhafaza ediyorlar bilgileri. Öyle ya, elektrik falan kesilirse “bulutlardaki” bilgiler hemen ve datacenter dedikleri veri depolarındakiler de bir kaç onyıl sonra kaybolacaklar.

 

Onasis dünyanın en zengin insanı!

 

Birkaç yıl önce yirmili yaşlardaki öğrencilerimin Onassis ismini hiç duymadıklarını saptayınca bayağı şoka girmiştim. Kennedy ismini çoğu biliyordu. Marilyn Monroe ismini neredeyse hepsi!

 

Halbuki Akhisarlı Onasis dünyanın en zengin adamı olmuştu. Kennedy ölünce de eşi Jaqueline ile evlenmişti. Düşünün! İkinci sınıf bir göçmen ülkesinden (Yunanistan ve Türkiye ABD de kanunen ikinci sınıf göçmen ülkeleri idiler bindokuzyüz otuzlu yıllarda!) gelen biri katledilen başkanlarının eski karısı ile evleniyor!

Şimdi farklı mı? Eh en azından biraz, belki.

 

Ama saçı zeytinyağlı bir zenginin ABD nin sevgili eski Başkanının karısı ile evlenmesi ve hatta bir gemi gezisinde “iş konuşurken lafa girme!” diye azarlaması ve bunun basına yansıması ABD nin yönetici sınıfının gönlünde 11Eylüldeki İkiz kulelere olan uçak saldırısı gibi bir yara açmıştı. Hoş, hala o kafa tam değişmedi ya; geçen hafta Brezilya’yı ziyaretinde  Başkan Yardımcısı Pence kibirin ve cehaletin cılk bir şekilde dışavurumu olarak “Orta Amerika ülkelerine” bir mesaj verdi!

Coğrafi olarak Orta Amerika ve Güney Amerika arasındaki farkı görmezden gelerek. Lise’de öğretmemişler mi bu adama Orta Amerika neresi Güney Amerika neresi? Yani bilgiler özetle kayboluyorlar. Allahtan yapılan aptallıkların küstahlıkların bir kısmı da!

 

 

Kendi Arşivim

 

Geçen ay Mehmet Emeç’in Urla arşivi ve fotoğraflarını buradan yayınladık. Sonra kızımın, bana armağan olarak yaptığı sitede (mahmuttolon.com) TRT nin yayınladığı bir filmin kaybolduğunu farkettim. U tube a yüklense idi daha mu güvenli olacaktı? Belki. Girişte yazılana göre ise muhtemelen hayır! Oğlumun yaptığı (tolons.com) çiftlik sitesi aylardır zaten göçmüş bir vaziyette. Ben gene arada yardım alarak bu blogu yürütüyorum.

 

 

Emeç resimleri yüklenince çamaşır odasında bir kaç dosya yazı ve haberi de yükleyelim dedik. Bu blogun yaratıcılarına güvenip. Hem dijital olursa daha bir güvenli mi sorusu ile. Genç iki parlak öğrenci (genetik ve elektronik mühendisliği) başladılar. “JPG yerine scan daha iyi netice verir” dediler. Bir baktım yaptıklarına : hayret ve dehşet. Tarihe göre sıralama yok, bir sürü eksik, bembeyaz veya sapsarı okunamayan sayfalar da scan edilmiş ne işe yarayacaksa. Bir gün üç vakitte birisi ile “oturup beraber yapalımda” karar kıldık. Yani bir kaç ay içinde kuma yazılan yazılardan bir demet daha.

 

Kul işi kolay olmuyor ve garibin tavuğu tek tek yumurtluyor kısacası.

 

 

One thought on “Anılar, Onassis ve Arşiv

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s