Daha iyi olacak

Ocak 2018 tarihli yazımın başına bir cümle ekleyeyim ve tekrar paylaşayım.

Orman kanunu ile uğraştığımdan bir kaç hafta daha eski yazılardan geçineceğim.

Tarihte hep iyileşme olageldi. Basitçe rakamlarla paylaşayım yeni yılda. Çoğu şey daha iyi olacak!

Her şey daha iyi olacak diyemiyorum. Ama bardağın dolu tarafına bakalım:

Bir kere bardak var ve yakında bir musluk; eskiden yoktu! Cep telefonu icat edildiğinde insanlar hemen şikayete başladılar. Orada çekmiyor! Şarj hemen bitiyor! Yahu daha önce bir bakkala gidip, telefonu var ise rica ediyordun! Ben şahsen manyetolu telefonu anımsıyorum. Ondan sonra santraldeki kızdan rica etmek. “Hanımefendi (veya Kızım) çok önemli bana Ankara’yı bağla lütfen!”

1500 lü yıllarda dini lider Luther çatal şeytanın icadıdır derken, 1800lerde Karl Marx çatal bıçakla yemeyi öneriyor. Zaten çatal denilen olaya ABD de 1800 li yıllarda kadınsı bir yemek yeme şekli olarak bakılırken birinci dünya savaşında askerlere çatal verilmesi üzerine daha medeni yemek yeme şekli yaygınlaşıyor. Daha önceden “ortak yemek kabına tükürme” falan türünden ikazlar var görgü kitaplarında. İki binli yıllarda başkasının sigara dumanını insanlar içlerine çekmek zorunda değiller artık. Lokantalarda kapalı alanda sigara içme yasağı var.

Her mevsimde artık domates veya bir çok sebzeyi yiyebiliyoruz. İlla uzaktan gelen sebzeden de bahsetmiyorum. Hemen yakındaki güneş enerjisi ile ısınan seralardan. Düşünün ki Sultan Fatih Mehmet ve tbii İsa, Musa  domates, mısır veya patates görmeden yaşadı ve öldü. Atatürk, Churchill cep telefonu veya drone ne demek bilmeden öldüler. İnsanın DNA sını biliyor ve tamir edebiliyoruz artık.

Araç kullanmayı zorlanarak da olsa öğreniyoruz. Daha iyi araçlar ve yollar ve zihnimizdeki farkındalık nedeniyle giderek daha az insan trafik kazalarında ölüyor. Bu oranlar suni zeka ile kullanılan araçlar on yıl sonra çoğunlukta olunca daha da düşecek. Araba çalınma rakamları da dijital güvenlik sayesinde hep düşüyor. İstatistikleri ciddi tutan Almanya’da örneğin her yüz bin otodan 1965 de 465 i çalınırken bu oran 72 ye düşmüş. Daha az aç var , daha çok hastalık başarı ile tedavi edilebiliyor. Yaşam süresi giderek artıyor. Ve bu tüm dünyada böyle.

Liderler daha çok özür diliyorlar. Trump gibi bazıları özür dilemenin bir zayıflık işareti olduğunu söyleseler de Willy Brandt’dan beri özür dilemek toplumlarda daha bütünleştirici bir yaklaşım olarak ortaya çıktı. 1984 de Japon Kralı Hirohito Kore’yi işgal ettikleri için özür diledi. 1995 de Papa kadınlara yapılan aşağılamalardan dolayı özür diledi. Trudeau ise hep   yerlilerin çocuklarına yapılan hem sonra LGBT ye yapılan haksızlıklar nedeni ile özür diledi.

İnsanlar daha uzun yaşıyorlar artık. Yüz yıl önce ortalama yaşam beklentisi kırk küsur yaş idi. Şimdi iki misli!

Kişisel bazda, hele hele yaşamın son yüzde otuzunda iseniz (Türkiye için şu anki değerler erkeklerde 76,kadınlarda 81 gibi) hastalık vs. olabilir tabii. Sonun yaklaştığı gerçeğini şekerle kaplasak da yutturmak zor. Kişisel olarak zorluklar hastalık vs. sizi dünyaya karamsar bakmanıza neden olmasın. Gülümseyerek ve tercihan kendinizle de dalga geçerek bakın. Toplumsal açıdan önümüzdeki yıllarda bir çok şey daha da iyi olacak! Mutlu bir 2018 dilerim! Yazmışım mutlu bir Haziran 2019 da dilerim!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s