Yerli ve Yabancı Gazeteci ve Öncü Gazetesi

Frankfurter Allgemeine (FAZ) dünyanın önde gelen gazetelerinden biri. Türkiye ve Orta Doğu muhabiri geçen ay misafirim oldu. 90 lı yıllarda  Emirgan’da komşum idi. O zamandan beri dostuz.  İster istemez bu ülkedeki tanışım olan gazetecilerle mukayese ettim. 5 günde iki Urla bir Akhisar yazısı yazdı. Arada gazetesine Suudi Arabistan, Katar vs hakkında yazı yetiştirdi. Epeyce çalıştı. İşaret ettiğim konuları ayrıca özen gösterip araştırdı. Bir Arkeolog ile  Urla’yı dolaştı.  Kiraladığı araç ile Akhisar’a gitti. Rainer Hermann hem Arapça hem Farsça hem de Türkçe konuşuyor ve okuyor.  Bizde olsa çoğu gazeteci tatil yapıp gene de 3-5 yazı çıkartırdı bu sürede. Fazla okuyup araştırmaya gerek duymadan. Hermann bugünkü tarihle FAZ de bir Urla yazısı yayınladı. Tanıtım için çok iyi. Benden de iki satır bahsetmiş de küçük hatalar var Bonn’da liseye gittiğimi yazmış. Godesberg’de gittim! Bonn düşman  şehir idi. Dokuzuncu sene Urla felsefe günlerini yaptığımı yazmış, ilk üç yıl, sonra başkaları yaptı. Desteğim ve sevincim hep sürüyor Urla Felsefe Günleri devam ettiği için tabii. Sebze festivalleri yanısıra bir ışık! Yazısında en beğendiğim cümle:  Anaksagoras Urla’dan çıkarak Yunan felsefesini şekillendirdi ve dünyayı değiştirdi oldu!

 Urla’dan sonra Tunceli’ye gitti. O yazısı ilginç. Dersim diye alt başlık atmış. O yazıyı da yarın yayınlayacağım.

Yerli gazetecinin  ¨keyfinin yerine gelmesi¨lokantada tanınıp tanınmaması ile orantılı olarak değişebiliyor. Onu tanıyan lokanta iyi, tanımayan ise daha az iyi!  Bizim insanımız kendi ile daha meşgul,  dolayısı ile gazeteci kendi tanınmasını en önemli öge olarak görüyor. Halbuki Hermann etrafına ve konulara ilgi duydu. Kendisi hakkında sürekli yayın yapıp monologlara kaptırmadı kendisini.

Yazmaya ve Basın’a genç yaştan beri ilgi duyarım. Almanya’da okul arkadaşlarımdan birkaçı  gazeteci oldu bir sınıf arkadaşım epeyce de tanınır oldu. Bir başka okul arkadaşım Bundespresseamt (hükümetin Basın yayın birimi)da çalışıyor. Ama orada gazeteci hep arka plandadır. Haberi ön plana almazsa yadırganır.  Bizde gazeteci  epey daha ön planda.  

Türkiye’ye dönünce de yoğun  hekimlik uğraşı yanında epey yaş farkına rağmen Çetin Altan ile dostluk, sonra Almanya’da çıkan Milliyette köşe yazıları.  Alev Coşkun ve İlhan Selçuk ile Cumhuriyet Almanya için görüşmeler. Ülke gazetelerinde yazılar. Hepsi Urla’ya yerleşince doğal olarak bitti. Gelin size  bugün Türk Basın tarihinin  önemli bir dönem gazetesinin ve sonraki on yıllara damga vuracak isimlerin kısa öyküsünü paylaşayım:

Öncü Gazetesi. İnternette  bile adı yok! Yeni Işık şirketi Türkeş’in eşi, Öcal Uluç, bir emekli Albay ve İka ajansı sahibi tarafından kurulur.   Duayen gazeteci Öcal Bey’in ağzından aktarayım;  O zamanlar 20 li yaşlarında.  1960 darbesi sonrası Patron Türkeş.  Bedii Faik yazıyor: ¨Türkeş kalıcı¨ diye. Gerçekten de kalıcı oldu. Öncü ismi Türkeş’in fikri imiş.

26. Ağustos 1960 da günlük gazete olarak çıkıyor. Altan Öymen Genel Yayın Müdürü,  Oktay Ekşi Haber Müdürü.

Yazar kadrosunda Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Mustafa Ekmekçi, Sermet Çağan, Mete Akyol, Örsan Öymen, Nilüfer Yalçın, Kurthan Fişek, Hıncal Uluç, Oktay Kurtböke. Sonra çıkarılan   212 nolu Fikir işçileri kanununa gelir düzeyleri ve hakları  örnek oluyor.  Uluç’a göre finansör Kazım Taşkent. Bu konuda farklı düşüncede de olunabilir mi bilemedim.

13 Kasım 1961 Türkeş Hindistan’a askeri ateşe olarak yollanıyor. Altan Öymen ve Oktay Ekşi ayrılıyorlar. Aydın Yalçın idaresinde Ekrem Alican destekleniyor. 1963 Öncü gazetesi kapanıyor.

Böylelikle bir dönem bitiyor. Öncü’de çalışan gazetecilerden yaşayanlar da anılarını anlatsalar da bu  İlginç olan Öncü olayı daha bir aydınlansa?  ¨Sol fikirlerin¨ ¨yazarlarının¨ MHP nin kurucusu olan Türkeş’in gazetesinde olmaları.

Her ülke’de  gazetecisi hemcinsini beğenmez. Bizde ise bu uç noktada.  Kalemi ile para kazananlara çok saygı duyarım ve hoşgörülü davranırım. Yazı hakimiyetini  çok beğenip de içeriği ile hemfikir olmadığım çok yazar var.

Bizde sohbette bile  hoşlanmadığı gazetecinin isminin anılmasına hırçın tepkiler vermek adetten. Bileşik kaplar prensibi, biz hekimler farklı değiliz, Avukatlar böyle. Umarım bu zamanla değişecektir.

Bunu  ayıplayarak veya destekleyerek   geliştirmek de bizlerin  elinde.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s