İnternete Düştü, Televizyona- Gazeteye Çıktı!

İnternete “gawuricadı” diye bakmamızın bir sonucu korkarım. Fikir dinginliği ve sürekliliği yerine gürültü. Geçen yazımda googledan bahsettim. Bir garaj firması, garajda doğdu, 20 yıl geçmeden  dünya devi oldu.

İnternete yabancı olarak bakıyoruz ,zamanında telgrafı yasaklamamız gibi. Yayınlandı diyeceğimize düştü diyoruz. Aşağılık kompleksi ile büyüklük sanrısı elele. Fikir yerine şekil. “Başbakanı blujean ile ağırlamak”  “Devlet insanı şort ile dolaşır mı?”   Yes!

Hekimlikte de daha önce lithman stetoskoplu, cross kalemli meslektaşlarımdan bahsetmiştim. Halbuki Almanya’da bana öğretilen “bir stetoskopun en önemli bölümü iki –kulaklık arasındaki bölümdür” cümlesi idi. Yani hekimin beyni.

İşin güzel tarafı ara giderek kapanıyor. 1960 da olanı anlamamız 30-40 yıl sürdü. Şimdi olanları yani NSA ve CIA deki hemcinslerimizi neredeyse eşzamanlı anlıyoruz.

Bize giydirilen 6-7 Eylül olaylarını hala anlamayanımız var, ama çoğunluk bir “dış güç toplum mühendisliği” olduğunu anladı umarım.

NSA  Alman Başbakanını da dinledi. Sonunda özür dilediler. Bizimki maaşallah uluslararası ihaleye fesat karıştırmak ve yargıya müdaheleyi normal görevi olarak algılıyor. Uluslararası davalar da yakında açılacaktır.

İş üstü yakalanmışsın, vallahi bravo! İlk iş “yakalanmam  yasal değil” diye patırtı kopar.  Kendi evinde ilkelere göre yaşarsan, dışardan yapılabilecek kısıtlı olur. Kendi evinde keyfine göre yaşarsan, iş üstü yakalanınca -artık ne desem bilemiyorum- işi pişkinliğe vurursun, veya karşı suçlamalara.

“Ülkem ve milletim için yaptım”

Tencere dibin kara.  İlkelerin önemini düşe kalka anlıyoruz, daha da anlayacağız önümüzdeki onyıllarda. Fazla düşmeden umarım.

Japonya ve Zen isimli yazımdan:

“Bir yaşlı Zen Ustası yerine geçecek oğlunu belirlemek üzere bir sınav yapmaya karar vermiş. Üç oğlu varmış, üçü de hem felsefe hem de kılıç kullanımında usta olarak yetişmişler.

Baba sınav günü önce en büyük oğlunu oturduğu odaya çağırmış. Kapıdan girer girmez kapının üstüne koyduğu bir yastık oğlunun başına düşmüş. Büyük oğlan başına çarpan daha yere düşmeden kılıcına davranmış ve yastığı ikiye bölmüş. Toparlanmış ve eğilerek babasını selamlamış. Oğlan yastıktan kalanları temizledikten sonra babasının işareti ile yanına oturmuş. Usta kalkıp kapının üzerine yeni bir yastık koymuş.

Ortanca oğlan çağrılmış. Yastık düşerken fark eden ortanca oğlan başını kenara çekmiş, yastık omzuna değmiş, oğlan   kılıcına davranmış ama diğer eliyle de yastığı yere düşmeden yakalayabilmiş. Babasını eğilerek selamlamış. Babasının işareti ile yastığı yerine koymuş ve babasının diğer yanına oturmuş.

Usta en küçük oğlanı çağırmış. Oğlan dikkatlice kapıyı açarken yastığı fark etmiş. Eliyle almış, girince kapıyı kapatıp yastığı tekrar kapının üstüne  koyduktan sonra  eğilerek Usta’yı ve ağabeylerini selamlamış.  Usta ve iki büyük oğlu yeni Zen ustasının küçük oğlan olması gerektiğinde hemfikir olmuşlar.”

“Başa düştü “der Türkmenler “anlamak” yerine. Daha fazla “düşmeden” interneti de gazeteyi de, tv yi de  “yayınlamak” olarak göreceğiz yakında!

3 thoughts on “İnternete Düştü, Televizyona- Gazeteye Çıktı!

  1. Sn.Tolon,İş üzerinde yakalandı diyen kin ve nefretle dolu bir azınlık grup var ülkemizde.Siz internete düşen
    ses ve görüntü kayıtlarının montaj ve düzmece olabileceğine hiç ihtimal vermiyormusunuz?

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s