Tavuklar, rütbeler ve seçimler!..

Bilim insanları eskiden, 500 mhz altındaki insan seslerini  “anlaşılmaya katkısı olmayan uğultu” olarak görürlerdi. Evrimin işe yaramayan çöpü gibi bir nevi. Bu uğultunun önemi birçok şey gibi son yıllarda anlaşılmaya başlandı.

Thorleif isimli 10 yaşında bir çocuğa annesi birkaç tavuk hediye etti. Evin bahçesindeki tavukların her birine isim veren bu Norveçli çocuk hangisinin hangisini gagaladığına dair notlar tuttu.

Konrad isimli bir çocuk da Anderson’un masallarına bayılırdı. Bilhassa uçan kazın öyküsünün kendisine okunmasından çok mutlu olurdu.

İlk çocuk geçen yüzyılın başında  ilk defa “Gagalama Düzeni” tabirini yaratarak bilim dünyasında kalıcı yerini aldı.

İkincisi de “Davranış İlimi” denilen bilim dalının babası olarak Nobel ödülü aldı; kazlarda ve kurtlarda hiyerarşiyi belgeleyerek kendi düzenimizi anlamamıza ve dolayısıyla insanlığa birçok kendini önemseyen politikacı ve komutandan daha çok katkıda bulundu.

Bu iki insanın da çok genç yaşta bazı gözlemler yaptıklarını ve kararlar verdiklerini, daha sonra  s e v d i k l e r i  şeylerle bir ömür boyu uğraşarak başarılı olduklarını görüyoruz.

İnsanoğlunun prensler, prensesler ve yavru kuşlardan oluşan dünyalarında özgüven yerli yerinde olunca, sevgi ile tehdit veya şiddet olmadan da yepyeni dünyalara pencereler açılabiliyor.

Konrad Lorenz’den yaklaşık 50 yıl sonra,  Thorleif Shjelderup – Ebbe’den neredeyse 100 yıl sonra artık eğitilmiş gözlemci, rütbeleri görünce doğamızı kültürlerimizde de yaşamaya çalıştığımızı anlıyor. Doğayı  taklit ediyoruz. Bu sadece yıldızlar ve şeritlerle ordularda değil, örneğin Katolik Kilisesi’nde de Kardinallerin kırmızı, Papa’nın beyaz giysileri ile göze çarpıyor.

Taklit de zaten doğanın öğrenme metodu; “mimikri” ve “mimesis” deniliyor, bilimcesine.

Gelelim “uğultu” denilen 500mHz altındaki seslere; bunlar da, biz insanların özgüveninin ve uyum arayışımızın sinyallerini verdiğimizin göstergeleri.

Bilinçaltında biz bu uğultuları sadece kaydetmiyor ona göre kendimizi “gagalama düzeni” içinde nerede gördüğümüzün, yani özgüvenimizin de ipuçlarını veriyoruz.

ABD’ de ünlü bir TV sunucusu var; Larry King. Bu adamcağızın programında sesler bilimsel olarak çözümlendiğinde, sunucunun “kendinden üstün” olarak algıladığı Elizabeth Taylor gibi misafirlerine göre ses tonunu ayarladığı ve eğer misafirler kendilerini Larry Bey’den altta”görüyorlarsa, onların da ses tonlarını sunucuya göre ayarladıkları ortaya çıktı.

Son 20 yıldaki ABD başkanlık seçimlerinde de ses tonu kendinden emin olan başkanların seçimi kazandıkları ortaya çıktı. Tek istisna hafif  “pes eden” tonu ile Bush. Al Gore karşısında Bush 2000 yılında kazandı, ki orada da Al Gore daha fazla oy aldı, ama sonucu belirleyen Bush biraderin Vali olduğu “oy sayımı en son biten”  Florida seçimlerindeki netice oldu ve bu netice üzerine çok şey söylendi, yazıldı ve tartışıldı.

Bu seçimlerde ne mi olacak? Bana sormayın, seçim deyince gülmeye başlıyorum.

Gözlem gazetesindeki yazım: http://www.gozlemgazetesi.com/HaberDetay/251/136966/tavuklar-rutbeler-ve-secimler.html#.VUsGkqZG5UQ

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s