Kültürel Gelişmenin İstikameti

Kültürel gelişme öne doğru gitmez. Her an yol ayrımındayız ve sizin gayretinizle şu patikayı seçeceğiz veya bambaşka bir tanesini ve ondan sonra belki de 10-20 -30 yıl bambaşka kültürel ortamlara yelken açacağız. Bu gelişmeyi izlemenin çok eğlenceli olduğu ise kesin.

 

Örnek mi istiyorsunuz? Evrim kuramının anlaşılması bin küsur yıl almış. Son on yıllarda bu kuram sayesinde yaşam değişmiş. Biz ise hala da bu doğanın anayasasının o istikamete mi veya bu istikamete mi gideceği için bir uğraş içindeyiz. Çok basit olarak ülkemizi ele alalım.

 

İnsanların eğitimi veya kültürel olarak programlanması erken yaşta başlar. Tüm yaşamı boyunca bir konuda programlanmış insan ise bu programın hilafında konulara zihnini kapamayı bir savunma mekanizması olarak geliştirir. Eğer sabah öğlen akşam bir istikamette eğitilirsen sonunda ona inanmak, inanmamaktan daha kolay olur. İdeal olarak küçük yaşta sadece somut nesnel bilgilerin verilmesi nicel bilgilerin ise örneğin 14-16 yaşından sonra verilmesi nicel konularda daha ferah bir zihin ile bireylerin kararlarını verebilmesi imkanını arttırır.

 

Bu kadarında hemfikir isek eğlence bunun neresinde?

Çok basit.   Evrim bizde öğretilmiyor.   Bilmeyince yok sayılabiliyor. Hala liselerde “o teorinin yanlış olduğu kanıtlandı” falan diyen cahil mi cahil öğretmenler var olabiliyor. Evrim diyene yan bakılıyor. Ezbere dayalı eğitim sistemimizde ısrarcıyız.

 

 

Evet sayın seyirciler ! Bu arada müzik heyecanlı bir şekilde çalmaya başlıyor ve davullar ritmi arttırıyorlar. Aziz Sancar isimli Mardin doğumlu yani Türkiye kökenli bir Amerikalı bilim adamı evrimin kökünde yaptığı çalışmalar nedeni ile Nobel ödülü alıyor. Biz de bayram yapıyoruz. Daha eğlenceli bir şey düşünebiliyor musunuz? Gel de türümüzü bilhassa Türkiye’de yaşayan temsilcileri konusunda kalbin ısınmasın. Bu adamcağız da ülkemize geliyor her önemli insan ile konuşuyor. Ödülünü Atatürk’e armağan ediyor. Alkış! Ama evrim konusunda en azından benim okuduğum kadarı ile, bir kelime bile etmiyor.  Tekrar tekrar “Evrimin okutulması öğretilmesi çok önemlidir” diyebilirdi!

 

Ne denli sempatik ve açık fikirli bir kültürüz değil mi? Ama nedense bilim insanları politikacılara karşı açık seçik bir şekilde ellerinin unu ile akıllarının ermediği konularda bilim işine karışmamaları gereğini ve evrimin liselerde net ve ferah bir şekilde okutulması ve öğretilmesi gereğini anlatamıyorlar. Bunu anlatmak için yürek gerekebiliyor.   Kolay mı? Kürsü şefi veya dekan rektör ney yapılmazsın aklın başına gelir. O arada tayinler cumaya gidenler gitmeyenler falan şeklinde yapılıyor. Köşe yazarları gördükleri eğitim çerçevesinde yazmaya devam ediyorlar. Cesaret edip de kenarından köşesinde bu konuya değinmek bile yazar koltuğundan olmaları anlamına gelebilir!

 

Ana muhalefet ise alternatif getirmiyor ve giderek bir mezhep partisi görünümüne dönüşme çabası içinde.

 

 

Müzik yoğunlaşıyor davul sesleri en belirgin şekilde ve perde! Bazen kültür yolculuğumuzda olmadık yerlere doğru yelken açmaya başladığımızın farkına varıyorsun. Rüzgara karşı durmak da çok akıllıca olmayabilir. Bir saz gibi eğil ve bırak rüzgar geçsin. Bir çınar gibi diklenirsen kökünden sökülebilirsin.

 

Yeter yaşadım zaten diyorsan, o zaman bir yaştan sonra maddi manevi beklentin zaten yok ise gönlünü ferah tut ve saf tut tutacak saf yok ise oluştur! Karanlığın içine kaçmaya her an hazır hemcinslerin zaten yeterince var.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s