Darp, Tehdit ve Darbe ile Çözülmez

 

 

 

AKP bir ümit partisi ve özgürlükler partisi olarak işe başladı. Tek adam partisi olarak bitecek.

 

Psikolojinin gelişmesinde merhaleler “Gemicik”, “3 Çocuk” “Ucube” “Çamlıca camii” ve tabii Gezi deki müdahale ve anlayış farklarından sertliğin kazanması.

 

Gelinen durum: oruç tutmayanlara bir Koreli esnafın dükkanında Cihangir’de zorbaların saldırması. Evrimin okutulmaması . AKP Kongresinde ayakta dinlenen mesajlar ve seçim kazanan bir başbakanın emir komuta zinciri çerçevesinde “değiştirilmesi”.

 

“Eyy ABD, Eyy İsrael, Eyy Rusya, Eyy Almanya” de ve ondan sonra olana hayret et.   Duran bir ekonomide hala Taksime cami yapılması fikri. Taksim ismini o su taksimi yapılan sarnıçtan alır ve fetih camii de ne demek? Kim neyi neden ve nasıl fethediyor? Haydin bakalım hayırlısı.

 

MHP de “Başbakan sen ol” diyen CHP liderine Bahçeli’nin hakaretamiz cevabı da bence merhaleler. Ve sonunda gene de sağın değişim gücü. CHP oturduğu yerden kalkamazken MHP saflarından bir ümit ışığının parlaması.

 

Temmuz ayında göreceğiz ne olacak. Bu ümit ışığı olur veya başka bir tanesi artık bu dönem sona erdi, daha birkaç yıl sürecek olsa bile.
Oruç tutana zorla bozduran var mı? Ama hoparlörle okunan ezanlar ve oruç tutmayana taciz veya darp var. Burada iki “hatalı” taraf yoktur, darp eden ve edilen taraf vardır ve yargının o şekilde çalışması gerekir. Bu demogoji ile çözülecek bir sorun değildir. Bu ülke tek din anlayışının ve tercihan tek adamın iki dudağı arasından çıkan lafa göre demokrasi ile yönetilebilir mi ey vatandaşlar? Doğal olarak hayır bir ülke’de farklı inançlara derin bir saygının yerleşmesi ve içselleşmesi gerekir. Yoksa patlar.   Bence durum ortada ve bunun net ve açık cevabını da önümüzdeki seçimlerde göreceğiz.

 

Gay insanların gelin hepsini öldürelim, zaten sayıları olsa olsa yüzde iki. Onlara yürüyüşü yasaklayalım. Gay olmayı da yasaklayalım. “Sorun” bitecek mi? Hayır, doğa bilimle uğraşan biri olarak söyleyeyim, yasaklayarak bu farklılık çözülmeyecek. Yüzyıllar boyu da denendi. Bu “yüzde iki” hep nispeten sabit olarak ortada olacak ve yasak ile dayakla, korkutarak, yalan ile veya demogoji ile de, darp veya darbe ile de çözülmeyecek. Farklı düşünce sistemlerinde olan daha çok sayıda yüzde ikiler, yüzde beşler var.

 

Farklı düşünceler içinde olunca birini dövmek veya dövmek istemek çok yaygın da olsa ilkel bir yaklaşım ve devlet idaresinde süreklilik sağlamaz. Korku ile mutluluk zorlanamaz. Dövenin beraatı veya hatta olayın kovuşturulmaması ise dünyanın geldiği çağdaki hukuk düzeyinin epeyce altındadır. Gazete tehdit edenin Bakan Yardımcısı olması ise bütün partideki geçerli zihniyeti ortaya çıkartabilir.

 

Eğitim bırakın ortaçağı, Arap’ın “Cahiliye” döneminde. Bu kafa ile bu günkü teknolojiye sahip insanları yönetmek de mümkün olmayacak. Böyle çağlar yaşandı ve bitti. Artık yepyeni bir çağdayız.. Tek tek yukarda söylediklerimi hep yazageldim ve hala AKP ve olan bitenin Suud parası ile yapılan bir proje olduğunu söyleyenlere karşı savunuyorum. Ama artık yeter boyutları geçti olan biten.

 

Ben geleneksel bir muhafazakarım, yani sağ seçmen. Olsam olsam sağ liberal olurum. Ama olan yalan, dolan, tehdit, darp kokmaya başladığı zaman er ve geç bir şeyin sonu gelmektedir diye düşünürüm.

3 thoughts on “Darp, Tehdit ve Darbe ile Çözülmez

  1. Sevgili Tolon Paşa, Haziran 1 de Yazdığın yazıya sadık kalabililseydin Z. Kıvrak dostuğumuzun yazdıklarına gereksinim kalmayacaktı.. Yine Kıvrak dostumuzun kalemiyle (ki bu Söylem çok Hoşuma Gittiği için tekrarlıyorum) Tolon paşa nın 1 Haziran, ” Ne Yersen Ye ” adlı yazısından bazı bölümleri aşağıda tekrarlamak istiyorum., Yazıyı okuyunca sevinmiş, Tolon paşa kurtuluyor şükür diye ümitlenmiştim.. ama Heyhat.. yazıdan bir bölüm aşağıda ;

    Ne Yersen Ye

    “Cumhurbaşkanımız “ey Müslümanlar çoğalın” türünden bir beyanat vermiş. Dünya basınında Trump’dan fazla yer almış. Bir dostum da Cumhurbaşkanımızın beyanatı üzerine bana yazdı:

    “ E hadi doktor, memleket hizmet bekler” diye. Sanıyor mu ben gayrete gelip bir iki çocuk daha yapmaya çalışacağım? Yoksa sanıyor mu ben anlatacağım tekrar baştan : “yok efendim Hz Muhammed yaşarken dünyada 300 milyondan az insan varmış, İstanbul’un fethinde yaklaşık 500 milyon”.

    Bana ne? Tam tersine ben ananemden öğrendiğim gibi kendime dedim ki: “Allah sana akıl fikir versin!” Çifte hacı olan teyzem de benzer şeyler söylerdi.

    Ben apayrı bir perhiz türü seçtim kendime : “Ne yersen ye!” Hala, Elhamdülillah, sağ liberalim, hala Marx falan arada okuyup adamın doğadan ne denli kopup böylesine ilginç bir inanç sistemi kurmasındaki ruh halini anlamaya çalışıyorum. Belki kominizm felaketi hakkında bir de kitap yazacağım, başlığına karar veremedim.

    Ama perhiz? Yok abi, bu yaştan sonra beni “Ne yersen ye “ diyeti paklar. Şimdi ana ilgi alanım az okumak, katamaranların yelkendeki üstünlüklerini kavramak falan. Büyüyünce belki bir tane alacağım. Elitizmin sonu mu? Anlamam ağabey. Arada gene yazarım. Belki de daha bile eğlenceli olur? Nüfus falan kafa yormak ise beni aşar abi. Hep kırk yıl sonradan, yani pardon, önceden gündemi kovalamaya çalışmaktan sıkıldım abi…”

    Keşke bu yazdıklarına sadık kalabilseydin Tolon Paşa 😊

    Kıvrak dostumuzun söylediklerine katılıyorum, her kes kendisinin bildiği konularda daha etkili ve faydalı olabilir.. Siyaset tamamen ayrı bir saha. Ordan burdan okuyup duyduğumuz konular hakkında yazacaklarımız, Paşanın son yazısında olduğu gibi, gerçek dışı yorumlar oluyor, çünkü gerçekle ilgisi yok, algı operasyonuna senin gibi parlak bir kafanın böylesine boyun eğmesi pes dedirtiyor.. Eğer siyasi söylemlerde bulunacaksanız söylediklerinizin gerçekten araştırılarak, farklı karşıt görüşler incelenerek, belgeler ciddi bir şekilde tetkik edilerek beyanda bulunulması toplum ve kendi sağlığımız için gereklidir.. Duyarlı bir insan olarak bu çok önemli..

    Yazıyı okuyunca bende Kıvrak dostumuzun yazdıklarına benzer şeyler yazmayı içimden geçirdim.. ama vazgeçtim çünkü yine Paşa’ nın yazdığı bir kaç yazıya benzer eleştiriler yaptığım zaman bana ” artık bana yazma ” ültimatomu geldi ve bunun üzerine yarımada.org dahil kendisine yazdığım yazılara son verdim.. Bu yüzden Kıvrak’ın yazısına sevindim, hislerime Tercüman olduğu içinde kendisine teşekkür ediyorum..

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s