Din ve Felsefe

 

 

Çok farklı şahsi kanaatler olabilir. Mankurtlaşma olabilir. Bu konuda yazı yazmak çok da eğlenceli olabilir, artık hangi açıdan bakarsanız. Eğer bilim doğruyu aramak ve doğrunun ipine tutunmak ise, felsefe ne? O da bilim. Buraya kadar hemfikir isek felsefenin tarihine bakalım. Feylezof kim? İnsanlığa fikirleriyle anlamlı hizmet eden birisi mi? O konuda bir akademik titr sahibi olan “namıslı memır “mı? Kim karar verecek? Geceleri metrolarda kendine eş arayan bir aşırı eşcinsel cinsel dürtü sahibi kişi, bir filosof olabilir mi? Zaman zaman akıl hastalığı dolayısı ile kusmuğunun içinde yatan, ve haftalarca yıkanmayan bir alkolik?

 

Sürü güdüsü ile yaşayan bir türüz. Biraz farklı olanı da gagalamaya her an hazırız.

“İslam’dan filosof çıkmaz” gibi bir laf bir mankurtlkaşma belirtisi olabilir mi?

 

Bugünkü politik bakışıma uygun olan filosof, olmayan filosof değil! Böyle mi çalışıyor mantık?

 

İmam hatipten filosof çıkmaz doğru bir kelam olabilir mi? Yapmayın sevgili kardeşler. Ya’hu Darwin “İmam Hatip” okudu. Dinden geçinenler ile dini samimi bir arayış olarak gören ve çeşitli yollarından geçenleri bir birine karıştırmayalım.

 

Bruno bir rahip idi. Mendel ha keza. Ha, bilimsel yaklaşımını ortaya koyduğu anda klasik anlamda mümin mi idi, değil miydi? Tam olarak bilmek hep zor tabii ama örneğin Alfred Wallace ‘ın kaynaklar dini bütün “inançlı” bir bilim insanı olduğunu gösteriyor. Newton?

Biruni dini eğitim kökenli idi ha keza, İbn Rüşt de (Aveores).

 

Mevlana veya Yunus filosof muydular? Değil miydiler? Neye göre karar vereceğiz?

Kamuoyuna göre mi? Pekiyi Atatürk bir filozof muydu? George Washington? Kemal Tahir? Kendi kusmuğu içinde yatan Robert M. Pirsig, geceleri kendisine metroda eş arayan Foucault?   Bence sorular içinde saklanıp fikir belirtmekten kaçınmayacak kadar dürüst olma ilkesi gereği bu konularda yazma cesaretini gösteren kendi fikrini de belirtmeli. Hepsi birer filosof idiler. Bazıları sığ, bazıları daha derin. Bazılarında pozitif bilim daha fazla ön plandaydı, bazılarında sığlık, serserilik, bazılarında devlet kuruculuk, bazılarında şairlik. Burada okuyucunun birikimine göre de farklı ağırlıklar hep verilecektir. Kamuoyu ile karar verilmeyecektir ama sürü güdüsü hep anlamlı bir yönlendirici olacaktır doğal olarak. Tür olarak malzeme bu! Ama tarih daha ziyade karar verecektir. Tarihin de kısmen, ne kadar yanlış yanlı veya yan piri olduğunu, (el hak!) bilmemize rağmen!

 

Bu konularda tartışmayı ve hatta kavga etmeyi abesle iştigal olarak görüyorum. Daha fazla insanın daha rahat özgün fikirlerini paylaşacağı bir ortam hayal ediyorum. Bu hayal de teknoloji sayesinde giderek daha mümkün oluyor. En kötüsü anonim olarak özgün fikir paylaşılabiliyor. İletişim hızlanıyor, hızlanıyor. Sürü güdüsü ile er ve geç sürü “doğruya” yönelecektir. Birkaç hızlı deneme yanılma ile. Hızlı deyince belki on yıllara kadar inecektir bu deneme yanılma süreleri. Eskiden olduğu gibi yüzyıllar veya evvel zamandaki gibi binyıllar sürmeyecektir. Teknoloji felsefe mi?

 

Felsefeden geçinenler ve dinden geçinenler hep olacaklardır ikisi de ayni şeyden geçindiklerini fark edene kadar, zaman zaman karşılarmış gibi algılayanlar da. Karl Marx anlamlı bir filosof mu? Eh, öyle ise Memduh Şevket Esendal’ın “Türk Karl Marx’ı” dediği temsili mesleki savunan Ali İhsan İloğlu (Kör Ali) değil mi?

 

Dağın başında varsıllık varsa felsefe, din, dogma var, yoksa yok.

 

Yoklukta can derdi var. Varsıllıkta din de, felsefe de, hikayeler de ortaya çıkıyorlar.

 

Burada “sadece varsıldan filosof çıkar” falan demek istemediğim aşikar herhalde, taş devrinden yola çıkarak toplumsal varsıllıktan bahsediyorum.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s