Ahlak ve Göç

Doğabilimlerinde aşırı kişilik bozuklukları (psikopatlar, aşırı  narsistler gibi) olmayan insanlar beyinlerindeki ayna nöronlar sayesinde hemcinsleri ile empati hissederler.  Bu sayede  “yavruları öldürmemek”, “kendine benzeyeni öldürmemek” gibi dürtüleri vardır.  Esas olarak canlıların davranışlarını (bencil), bir de sürü güdüsü (toplumsal)  başlıkları altında anlamaya çalışabiliriz.  Toplumsal olayda güven gereksinimi ön plandadır.

Dinler bu dürtüleri birkaç bin yıldır genel “ahlak” çerçevesinde  dizginleyerek toplumlara yaymaya çalışmıştır. 

Can derdinde olan ya da doğru veya yanlış bu duyguyu yaşayan insanlarda ahlak yerine yaşamda kalma dürtüsü ağır basar.

Ahlak kelimesi Almanca  Moral veya Sitten (gelenek, örf, kısaca: alışkanlıklar) olarak diğer batı dillerinde genelde etik veya moral  kelimesi ile de ifade edilir.  Hayvanların çoğu alışkanlıklarla yaşayan yaratıklardır. Biz burada istisna değiliz. Ancak kriz halinde genelde alışkanlıklardan kolayca vazgeçebiliriz.

Hukuk da bu temel dürtülerden türetilmiştir.

Türkçe’de “ birisi ile hukukumuz var” gibi söylemlerde yazılı hukukun ötesinde bir uzlaşma yaklaşımı kastedilir. Bu “hukukun” “ahlak” içinde olması gerekmez, ancak karşılıklı güven esastır.*

İnsanların büyük çoğunluğu kendi çıkarı için yalan söyler. Hukuk o neden ile karmaşık ve zorlayıcıdır. Doğa bilimi açısından anayasaların gelişmesi, magna carta vs.  gibi konulara “Ortak akıl için Kuğu Şarkısı” kitabımda değindim.  Güçlü olan taraf çatışmayı kendine göre yorumlama eğilimindedir. Çünkü öyle algılar.    Bu  zorbalık kısmı uzlaşmada da geçerlidir ama en çabuk yol olduğu için  ilahi adalet uzlaşmadır.

Bakışlar öldürebilse!  İnsanoğlu bakışları ile öldürebilse ve kendisine, yakınına bu eylemin bir zararı olmayacağını bilse, inanın yeryüzünde birkaç  milyondan fazla insan kalmazdı.

GÖÇ

On kişilik bir Jandarma gücü , Ege sahilinde bir  lastik bot ile karaya çıkmak üzere olan yirmi kişilik bir Afrikalı göçmen topluluğunu gördü. 

Sorumlu Jandarma komutanı içinden  dua etmeye başladı:  “kumsaldaki ağacın güneyinde karaya çıksınlar” diye.

 Çünkü ağaç sınır idi ve  orası komşu Jandarma birliğinin sorumluluğunda idi.   Veya bu sahneyi daha da abartalım: Jandarma komutanı kendi bölgesinde karaya çıkan göçmenleri  daha güneye gitmeleri için ikna etti.

“Bürokratik formlar  ile o zaman komşu birlik uğraşacaktı! “ 

Bu örnekte sistemin islahı , ahlak ve motivasyon  konuları gündemdedir. Her iki jandarma komutanı da vatanı kurtarmak konusunda belki de hemfikirler ama formları doldurmak konusunda ego, veya önce “kabile” veya “çete”  ön plandadır.

Gerçek böyle veya buna benzer şekilde oluşuyor. Kimse dosyaları doldurmak istemiyor. Sorumluluk ve aldığı maaş için olumsuz olarak algıladıkları işi yapmak istemiyor.   ABD Meksika sınırında Trump gelen göçmenlere malum göz yaşartıcı gaz sıktırdı gelmesinler diye!

**

Devlet kurabilen ve kuramayan toplumlar, kültürler  vardır.  Orman kanunundan öteye geçebilen kültürlerin  sayısı insanlık tarihinde görüldüğü gibi çok da fazla değildir.  Genelde bir refah ve  adalet (huzur = güven=çıkar)   özlemi içinde  denge kuramayan toplumlardan, denge kurabilenlere doğru bir göç olmaktadır. İnsan hakları denilen türü kollama bu arada oldukca geride kalmaktadır.  Doğa ile gereken uyumun türümüzün çıkarı olduğu daha idrak ve  kabul sürecindeyiz.  Göç  ve kısmen savaşlar bu çıkarı kavrayamamanın bir dışavurumu.

Kritik  göç alma oranını yüzde bir ila yüzde beş ve yüzde beş ile  en fazla yüzde on arasında iki apayrı grup olarak görüyorum. Bu rakamların ötesine geçince hukuk düzenleri ve alışkanlıklar ile dengede durabilen toplumun dengeleri  sarsılır.    Hukuk ve düzen uygulanabildikleri sürece bir denge sağlama imkanı artar.  Türkiye şu anki yüzde beşlik göç ile zorlanarak başetmektedir. Çünkü belirleyen kültür değişime uğramaktadır!

Teknolojiden yararlanmak, göç ile başetmeyi en azından hukuku korumak açısından daha basitleşecektir. Ancak gücün teknolojiyi keyfi olarak  kendi amaçları doğrultusunda kullanmasının önüne geçmek için anlamlı ve genel kabul gören tedbirler son derece önemlidir. Bu da etik veya ahlak ile netleşecektir. Şu anda dünyada batı ülkelerinde bu düstur kısmen içselleştirilmiştir. Örnegin ABD de gidişat önümüzdeki yıl Başkan Trump için  yasa ihlali iddialarının, ispatlanıp cezalandırılma (impeachment)  sürecine girilecek gibi gözüküyor..

Küresel ısınma ise bize yakın gelecekte daha büyük göç dalgalarının haberini maalesef şimdiden veriyor!

Dipnot—–

*  “Onunla at çalınır”  (Mit jemandem Pferde stehlen können)Almanca’da hukuk veya ahlak yerine kişiye olan güveni (çıkarbirliği) simgelemektedir. Gelenekte de bir güven vardır.

** (iki komşu Jandarma komutanı kendi sürüsünü korumayı (“vatan’”dan önce kendi müfrezesinin çıkarı olarak algılıyorlar)  Vatan da burada ve ABD de veya herhangi bir “ülkede”: güven ve geniş anlamda alışkanlık ve çıkar birliği)


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s