Corona Virüs Epidemisi (Zart II)

 

 

Corona epidemisi geldi, geliyor ve başımıza gelmesi kaçınılmaz. Biraz bilgide fayda var. Belki sağlık ile ilgilenenlere de yardımcı olur. Hastalığa Zart virüsü diye isim takınca alınanlar oldu. Biraz detay bilgi vereyim.

 

Virüsü belirlemek önemli, bunu yapacak yeterli laboratuvarımız var mı? Böyle bir şüphe olunca hemen hemen her ateşli hastalıkta bu virüse bakmak gerek. Anlamlı bir laboratuvar altyapısı ve test kiti hazırlığı demek.

 

 

Bir çok Corona zart virüsü hastalığı hafif geçiyor ve muhtemelen antikor geliştiriyor ve bu hastalığa karşı hasta muhtemelen  immun oluyor (bağışıklık oluşturuyor).

 

 

Hayvanlardan insanlara geçen yeni virüslerde – ki bu da böyle bir virüs, anlaşılan  immünolojimiz (bağışıklık sistemimiz) sert bir reaksiyon veriyor. Yani bu virüste ağır vakalarda bilhassa akciğer fonksiyonuna birkaç gün destek – yani suni teneffüs, yaşam kurtarabilir.

 

Normal gripte hastalanan bin kişide bir kişi ölürken bu virüste yüz kişiden biri ölüyor.

 

Normal – ameliyat  maskeleri veya eczanelerde satılanlar   koruma açısından bir işe yaramıyor.  Maske üreticilerine yarıyor ve hasta iseniz belki bir oranda ÇEVRENİZİ KORUYOR.

Kendinizi korumak için virüs filtresi olan özel maske takmanız gerek.  Bu maskelerden de şu an bulmak zor.

 

Örneğin belediye reisi olsam personele maske taktırmazdım ama  Belediye’ye  gelenlerin normal ameliyat maskesini  takmasını (personeli korumak için) isterdim.  Öpüşme alışkanlığından vazgeçmemizi isterdim. Hatta el sıkma alışkanlığından da. Dokunmadan başımızla selam vermemiz benimsenirse çok daha iyi bir yöntem. Bu  öpüşmeme ve hatta el sıkmamayı yaygınlaştırmaya çalışalım el birliği ile.

 

Koruyucu maskelerin olduğu tv lerde gördüğünüz  uzay istasyonu gibi olan eğitimli personelin çalıştığı merkezler oluşturmak gerek. Neden? Çünkü hastalık kısa sürede  yakalanırsa yani SIFIR nolu hastaya ulaşılırsa hastalığı kapatmak, yani izole edip diğerlerine yayılmasını önlemek mümkün. Ayrıca siz de sağlık personeli olsanız sizin ve aileniz için ölümcül olabilecek bir hastalığın mikrobunu kapmak istemezsiniz. Almanya’da 60 kadar böyle özel yatak var ve yedi merkez. Ki çok az,  benzer nüfusa sahip bir ülkede birkaç yüz böyle yataklı servisin hazır olması gerek.  Bizdeki durum nasıl?

 

Kordon saniter yani önleyici çember  çekerek hastalığı önlemeye çalışmak ise biraz abeste iştigal. Neden? Çünkü Wuhan da 11 milyon insan tecrit edildiğinde 5 milyon kadar insan bölgeden çıkmış. İtalya’da da yapılan birkaç on bin insanın izolasyonu çabası maalesef bir işe yaramayacak. Çünkü:

  1. Bu tecrid sadece 2 haftalık değil son dairenin içinde kalanın da hastalanıp iyileşmesi için gereken süre kadar.
  2. Sizde hafif bir öksürük olsa,  bu kadar süre bir tecrit atmosferinde mi yaşamak istersiniz yoksa çemberin dışında mı? Yüzde ellisi bu virüsü taşıdığını hissetmiyor bile!

 

Eğer on , yirmi veya elli hasta var iken eğitimli bir ekiple çalışırsanız sıfır numaralı hastayı bulup hastalığı izole edebilirsiniz. Ama 300-400 kişide bile bu tecrit günümüzde imkansız.

Tabii esas sıfır hasta dediğimiz ilk hayvandan insana geçtiği kişi. Bu virüste bu bilgi sadece teorik bir değere sahip.

 

Havaalanlarında ateş ölçmek gerek.  Bu virüs için olmasa bile bundan sonra olacak salgın için hazırlık eğitim ve idman olarak.

 

El yıkamak ve  elini yüzüne sürmemek gerek. El yıkamak deyince normalde 5-8 saniye yerine 20 saniye köpükle yıkamak gerek! Çocuk yuvaları vs tehlikeli, çünkü çocuğa laf anlatmak daha zor.

 

 

Kalabalık yerlerde bulunmamaya çalışmak gerek. Yazın bu virüsün yayılmasının azalacağını bekleyebiliriz. Bu yıl içinde veya bir iki yıl içinde bu virüse karşı da bir aşı geliştirileceğini umalım.

 

Bu arada izan insaf ile ve korkunun ecele faydası olmadığını bilerek yaşayalım. Tedbir alalım.  Maske gene kullanalım .

 

Bir arkadaşım “maske bulamadım ama maske yapan bir şirketin hisse senedini aldım” diye bir espri yaptı. Bu yani mizah ve tedbir  doğru yaklaşım olabilir.

Hijiyen ve Mikrobioloji enstitüsünde ayrıca milattan önce bile olsa “deneysel” doktora yapmış bir hekim olarak ve  rahmetli hocam Edgar Thofern’e bir vefa borcu olarak bu satırları da yazayım dedim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s